Lingard
Tüm Fransızca kitaplar
Fransızca · A1–A2

En çok kullanılan 1000 Fransızca kelime

En çok kullanılan Fransızca kelimeler, öğrenme sırasıyla: ilk 1.000 kelimenin her biri okunuşu, Türkçe anlamı ve bir örnek cümleyle. Listeyi oku, sonra bu kelimelerle hikâyelerde karşılaş.

Ücretsiz başla

İlk öğrenilecek Fransızca kelimeler

Fransızcanın yazısı ile sesi iki ayrı dil gibidir. İlk ihtiyacın olan kelimeler küçük olanlardır: être, avoir, je ve mais. Bu sayfadaki bin kelime de onlarla başlar. Kelimeler Lingard’ın A1 ve A2 seviyeleri için hazırladığı “En kullanışlı kelimeler” koleksiyonlarından, uygulamanın öğrettiği sırayla alındı. Her birinin yanında okunuşu, Türkçe anlamı ve kelimeyi kullanımda gösteren bir örnek cümle var.

Her isim un ya da une ile birlikte verilir: un stylo, une jupe, un vélo. Cinsiyeti kelimenin bir parçası olarak öğren, çünkü sıfatlar ve zamirler ona uymak zorundadır.

Liste: her seferinde yüz kelime

1–100être, dans, avoir, il, je, ce, tu, on …
  1. être[ɛtʁ]olmak

    Je suis heureux d'être ici.Burada olmaktan mutluyum.

  2. dans[dɑ̃]içinde

    Le livre est dans la bibliothèque.Kitap kütüphanede.

  3. avoir[avwaʁ]sahip olmak

    J'ai un chien.Bir köpeğim var.

  4. il[il]o

    Il est grand.O uzun boylu.

  5. je[ʒə]ben

    Je suis fatigué.Yorgunum.

  6. ce[sə]bu

    Ce livre est intéressant.Bu kitap ilginç.

  7. tu[ty]sen

    Tu es beau.Sen güzelsin.

  8. on[ɔ̃]insanlar, biz

    On parle français ici.Burada Fransızca konuşulur.

  9. faire[fɛʁ]yapmak

    Je fais mes devoirs.Ödevlerimi yapıyorum.

  10. dire[diʁ]söylemek

    Il dit bonjour.O merhaba diyor.

  11. ils[il]onlar

    Ils sont amis.Onlar arkadaş.

  12. ceci[səsi]bu

    Ceci est un stylo.Bu bir kalem.

  13. mais[mɛ]ama

    Je suis fatigué, mais je vais continuer.Yorgunum ama devam edeceğim.

  14. à[a]için

    Je vais à l'école.Okula gidiyorum.

  15. nous[nu]biz

    Nous sommes heureux.Biz mutluyuz.

  16. ne...pas[nə pa]değil

    Je ne suis pas d'accord.Katılmıyorum.

  17. elle[ɛl]o

    Elle est belle.O güzel.

  18. comme[kɔm]gibi

    Il est grand comme un arbre.O bir ağaç gibi uzun boylu.

  19. aller[ale]gitmek

    Je vais au cinéma.Sinemaya gidiyorum.

  20. vouloir[vuleʁ]istemek

    Je veux un café.Bir kahve istiyorum.

  21. pouvoir[puvwaʁ]ebilmek

    Je peux parler français.Fransızca konuşabiliyorum.

  22. obtenir[ɔbtəniʁ]elde etmek

    J'ai obtenu un bon résultat.İyi bir sonuç elde ettim.

  23. souhaiter[swete]dilemek, istemek

    Je souhaite réserver une table.Bir masa ayırtmak istiyorum.

  24. la[la]onu

    Je la vois tous les jours.Onu her gün görüyorum.

  25. préparer[pʁepaʁe]hazırlamak

    Je prépare le dîner.Akşam yemeğini hazırlıyorum.

  26. savoir[savwaʁ]bilmek

    Je sais parler français.Fransızca konuşmayı biliyorum.

  27. il y a[il ja]var

    Il y a un jardin devant la maison.Evin önünde bir bahçe var.

  28. un[œ̃]bir

    J'ai un livre.Bir kitabım var.

  29. haut[o]yüksekte

    L'oiseau vole haut.Kuş yüksekte uçuyor.

  30. temps[tɑ̃]zaman

    J'ai besoin de plus de temps.Daha fazla zamana ihtiyacım var.

  31. l'année[ane]yıl

    C'est la fin de l'année.Yılın sonu.

  32. donc[dɔ̃k]yani

    Il pleut, donc je reste à la maison.Yağmur yağıyor, yani evde kalıyorum.

  33. penser[pɑ̃se]düşünmek

    Je pense que tu as raison.Haklı olduğunu düşünüyorum.

  34. voir[vwaʁ]görmek

    Je vois un chat dans le jardin.Bahçede bir kedi görüyorum.

  35. eux[ø]onlar

    J'ai vu mes amis et je suis parti avec eux.Arkadaşlarımı gördüm ve onlarla birlikte ayrıldım.

  36. les gens[le ʒɑ̃]insanlar

    Les gens sont gentils dans ce quartier.Bu mahallede insanlar kibar.

  37. prendre[pʁɑ̃dʁ]almak

    Je prends un café chaque matin.Her sabah bir kahve alıyorum.

  38. moi[mwa]ben

    Tu peux m'aider?Bana yardım edebilir misin?

  39. dehors[dəɔʁ]dışarıda

    Il fait beau dehors.Dışarıda hava güzel.

  40. lui[lɥi]o

    Je parle à lui.Onunla konuşuyorum.

  41. venir[vəniʁ]gelmek

    Je viens te voir demain.Yarın seni görmeye geliyorum.

  42. maintenant[mɛ̃tənɑ̃]şimdi

    Je vais manger maintenant.Şimdi yemek yiyeceğim.

  43. aimer[eme]sevmek

    J'aime le chocolat.Çikolatayı seviyorum.

  44. autre[otr]diğer

    Je veux une autre boisson.Başka bir içecek istiyorum.

  45. puis[pɥi]sonra

    J'ai mangé, puis je suis sorti.Yedim, sonra çıktım.

  46. son[sɔ̃]onun

    C'est son chat.Bu onun kedisi.

  47. deux[dø]iki

    J'ai deux frères.İki kardeşim var.

  48. plus[plys]daha fazla

    Je veux plus de pain.Daha fazla ekmek istiyorum.

  49. préférer[pʁe.fe.ʁe]tercih etmek

    Je préfère le thé au café.Çayı kahveye tercih ederim.

  50. la voie[lwa]yol

    La voie est longue.Yol uzun.

  51. non[nɔ̃]hayır

    Non, je ne veux pas.Hayır, istemiyorum.

  52. regarder[ʁəɡaʁde]bakmak

    Regarde ce beau tableau.Bu güzel tabloya bak.

  53. premier[pʁəmje]ilk

    C'est mon premier voyage en France.Bu benim Fransa'ya ilk yolculuğum.

  54. nouveau[nuvo]yeni

    J'ai acheté un nouveau téléphone.Yeni bir telefon aldım.

  55. le jour[ʒuʁ]gün

    Le jour est beau.Gün güzel.

  56. utiliser[ytilize]kullanmak

    Je peux utiliser ton téléphone?Telefonunu kullanabilir miyim?

  57. l'homme[ɔm]adam

    L'homme est grand.Adam uzun boylu.

  58. ici[isi]burada

    C'est ici.Bu burada.

  59. trouver[tʁuve]bulmak

    Je trouve la réponse.Cevabı buluyorum.

  60. donner[dɔne]vermek

    Je donne un cadeau à ma sœur.Kız kardeşime bir hediye veriyorum.

  61. une chose[yn ʃoz]şey

    C'est une chose très importante.Bu çok önemli bir şey.

  62. bien[bjɛ̃]iyi

    Je vais bien, merci.İyiyim, teşekkür ederim.

  63. raconter[ʁa.kɔ̃.te]anlatmak

    Raconte-moi une histoire.Bana bir hikâye anlat.

  64. même[mɛm]bile

    J'ai même oublié son nom.Hatta adını bile unuttum.

  65. arrière[aʁjɛʁ]arka

    L'arrière de la voiture est endommagé.Arabanın arkası hasarlı.

  66. bon[bɔ̃]iyi

    C'est un bon film.Bu iyi bir film.

  67. une femme[yn fam]kadın

    La femme est belle.Kadın güzel.

  68. la vie[la vi]hayat

    La vie est courte.Hayat kısadır.

  69. un enfant[œ̃n fɑ̃]çocuk

    L'enfant joue dans le jardin.Çocuk bahçede oynuyor.

  70. en bas[ɑ̃ ba]aşağı

    Va en bas.Aşağı git.

  71. le travail[lə travaj]iş

    Je travaille dans un bureau.Bir ofiste çalışıyorum.

  72. après[apʁɛ]sonra

    Après le travail, je vais au cinéma.İşten sonra sinemaya gidiyorum.

  73. appeler[apele]aramak

    Je t'appelle demain.Seni yarın ararım.

  74. peut-être[pøteːtʁ]belki

    Peut-être que je vais au restaurant.Belki restorana giderim.

  75. le monde[lə mɔ̃d]dünya

    Le monde est grand.Dünya büyük.

  76. au-dessus[o desy]üstünde

    L'oiseau vole au-dessus de la maison.Kuş evin üstünde uçuyor.

  77. toujours[tuʒuʁ]her zaman

    Il est toujours là.O her zaman orada.

  78. essayer[eseje]denemek

    J'essaie de parler français.Fransızca konuşmayı deniyorum.

  79. l'école[lekɔl]okul

    Je vais à l'école.Okula gidiyorum.

  80. demander[dəmɑ̃de]sormak

    Je te demande de m'aider.Senden bana yardım etmeni istiyorum.

  81. avoir besoin[avwaʁ bəzɛ̃]ihtiyaç duymak

    J'ai besoin d'eau.Suya ihtiyacım var.

  82. trois[tʁwa]üç

    J'ai trois frères.Üç erkek kardeşim var.

  83. sentir[sɑ̃tiʁ]hissetmek

    Je me sens triste.Kendimi üzgün hissediyorum.

  84. devenir[dəvəniʁ]olmak

    Je veux devenir médecin.Doktor olmak istiyorum.

  85. quelque chose[kɛlk ʃoz]bir şey

    Il y a quelque chose de spécial.Özel bir şey var.

  86. beaucoup[boku]çok

    Il y a beaucoup de fruits.Çok fazla meyve var.

  87. propre[pʁɔpʁ]kendi

    C'est mon propre livre.Bu benim kendi kitabım.

  88. la famille[la famij]aile

    Ma famille est importante.Ailem önemli.

  89. la maison[la mɛzɔ̃]ev

    Je vis dans une maison.Bir evde yaşıyorum.

  90. partir[paʁtiʁ]ayrılmak

    Je pars demain.Yarın ayrılıyorum.

  91. mettre[mɛtʁ]koymak

    Je mets mes clés dans mon sac.Anahtarlarımı çantama koyuyorum.

  92. vieux[vjø]yaşlı

    Le monsieur est vieux.Beyefendi yaşlı.

  93. signifier[siɲife]anlamına gelmek

    Que signifie ce mot ?Bu kelime ne anlama geliyor?

  94. laisser[lɛse]bırakmak

    Laisse la porte ouverte.Kapıyı açık bırak.

  95. pourquoi[puʁkwa]neden

    Pourquoi tu es triste ?Neden üzgünsün?

  96. garder[ɡaʁde]saklamak

    J'ai gardé le secret.Sır sakladım.

  97. le même[lə mɛm]aynı

    Il a la même voiture que moi.Onunla aynı arabası var.

  98. génial[ʒenjal]harika

    C'est génial !Bu harika!

  99. commencer[kɔmɑ̃se]başlamak

    Quand est-ce que tu commences à travailler ?Ne zaman çalışmaya başlıyorsun?

  100. grand[ɡʁɑ̃]büyük

    C'est un grand hôtel.Bu büyük bir otel.

101–200groupe, pays, parler, problème, tourner, étudiant, main, aider …
  1. groupe[ɡʁup]grup

    Il y a un groupe de musiciens dans la rue.Sokakta bir grup müzisyen var.

  2. pays[peji]ülke

    Quel pays est-ce ?Bu hangi ülke?

  3. parler[paʁle]konuşmak

    Tu parles anglais ?İngilizce konuşuyor musun?

  4. problème[pʁɔblɛm]problem

    J'ai un problème avec mon ordinateur.Bilgisayarımla bir sorunum var.

  5. tourner[tuʁne]dönmek

    Tourne à gauche à la prochaine intersection.Sonraki kavşakta sola dön.

  6. étudiant[etydjɑ̃]öğrenci

    Il est étudiant en médecine.Tıp öğrencisidir.

  7. main[mɛ̃]el

    Je te serre la main.Elinizi sıkıyorum.

  8. aider[ede]yardım etmek

    Tu peux m'aider ?Bana yardım edebilir misin?

  9. partie[paʁti]parça

    J'ai mangé une partie du gâteau.Pastanın bir kısmını yedim.

  10. montrer[mɔ̃tre]göstermek

    Montre-moi ton nouveau téléphone.Yeni telefonunu bana göster.

  11. lieu[ljø]yer

    Où est le lieu de rendez-vous ?Buluşma yeri nerede?

  12. ville[vil]şehir

    Je vais habiter dans une grande ville.Büyük bir şehirde yaşayacağım.

  13. quelques[kɛlkə]birkaç

    Il y a quelques livres sur la table.Masada birkaç kitap var.

  14. semaine[s(ə)mɛn]hafta

    Je reviens dans une semaine.Bir hafta sonra geri döneceğim.

  15. entreprise[ɑ̃tʁəpʁiz]şirket

    Il travaille dans une grande entreprise.Büyük bir şirkette çalışıyor.

  16. entendre[ɑ̃tɑ̃dʁ]duymak

    J'ai entendu un bruit.Bir ses duydum.

  17. question[kɛstjɔ̃]soru

    J'ai une question à te poser.Sana soracağım bir sorum var.

  18. correct[kɔʁɛkt]doğru

    C'est correct.Bu doğru.

  19. programme[pʁɔɡʁam]program

    Quel est ton programme préféré ?En sevdiğin program hangisi?

  20. courir[kuʁiʁ]koşmak

    Je cours tous les matins.Her sabah koşuyorum.

  21. numéro[nymeʁo]numara

    Quel est ton numéro de téléphone ?Telefon numaran ne?

  22. petit[pəti]küçük

    C'est un petit chien.Bu küçük bir köpek.

  23. jouer[ʒwe]oynamak

    J'aime jouer au football.Futbol oynamayı seviyorum.

  24. le mouvement[muv.mɑ̃]hareket

    Le mouvement est rapide.Hareket hızlı.

  25. la nuit[nɥi]gece

    J'aime la nuit.Geceleri severim.

  26. croire[krwaʁ]inanmak

    Je crois que c'est vrai.Bence bu doğru.

  27. aujourd'hui[oʒuʁ.dwi]bugün

    Aujourd'hui, il fait beau.Bugün hava güzel.

  28. le point[pwẽ]nokta

    Le point est rouge.Nokta kırmızı.

  29. vivre[vivʁ]yaşamak

    Je vis à Paris.Paris'te yaşıyorum.

  30. arriver[a.ʁi.ve]olmak

    Qu'est-ce qui est arrivé ?Ne oldu?

  31. apporter[a.pɔʁ.te]getirmek

    J'ai apporté des fleurs.Çiçek getirdim.

  32. énorme[e.nɔʁm]kocaman

    Ce chien est énorme.Bu köpek kocaman.

  33. devoir[də.vwaʁ]gerekmek

    Je dois partir.Gitmem gerekiyor.

  34. l'appartement[a.paʁ.tə.mɑ̃]daire

    J'habite dans un petit appartement.Küçük bir dairede oturuyorum.

  35. la chambre[ʃɑ̃bʁ]oda

    Il y a trois chambres dans la maison.Evde üç oda var.

  36. le fait[fɛ]gerçek

    Le fait est que je ne peux pas venir.Gerçek şu ki gelemiyorum.

  37. le domaine[dɔ.mɛn]alan

    Ce domaine est réservé aux employés.Bu alan çalışanlar için ayrılmış.

  38. écrire[e.kʁiʁ]yazmak

    J'écris un livre.Bir kitap yazıyorum.

  39. l'argent[aʁ.ʒɑ̃]para

    J'ai besoin d'argent.Paraya ihtiyacım var.

  40. l'histoire[is.twaʁ]hikaye

    C'est une belle histoire.Güzel bir hikaye.

  41. l'eau[o]su

    J'ai soif, je veux de l'eau.Susadım, su istiyorum.

  42. la mère[mɛːʁ]anne

    Ma mère est gentille.Annem iyi biri.

  43. jeune[ʒœn]genç

    C'est un jeune homme.Bu genç bir adam.

  44. le mois[mwa]ay

    Le mois de mai est le mois de mon anniversaire.Mayıs ayı benim doğum günümün ayıdır.

  45. un livre[livʁ]kitap

    J'aime lire des livres.Kitap okumayı severim.

  46. l'œil[œj]göz

    L'œil est l'organe de la vue.Göz, görme organıdır.

  47. étudier[ety.dje]çalışmak

    J'étudie le français.Fransızca çalışıyorum.

  48. le mot[mo]sözcük

    Le mot 'bonjour' est un salut en français.'Bonjour' kelimesi Fransızca'da bir selamlama sözcüğüdür.

  49. les affaires[lez‿a.fɛʁ]iş

    Il travaille dans les affaires.O iş dünyasında çalışıyor.

  50. la tête[tɛt]baş

    Il s'est cogné la tête.Başını çarptı.

  51. loin[lwa]uzak

    La maison est loin d'ici.Ev buradan uzakta.

  52. long[lɔ̃]uzun

    Il porte un manteau long.Uzun bir palto giyiyor.

  53. noir[nwaʁ]siyah

    Elle porte une robe noire.Siyah bir elbise giyiyor.

  54. un million[milyɔ̃]milyon

    Il a gagné un million d'euros.Bir milyon euro kazandı.

  55. oui[wi]evet

    Voulez-vous du café ? Oui, s'il vous plaît.Kahve ister misiniz? Evet, lütfen.

  56. s'asseoir[sa.swaʁ]oturmak

    Asseyez-vous ici.Buraya otur.

  57. l'ami[ami]arkadaş

    C'est mon ami.Bu benim arkadaşım.

  58. le père[pɛʁ]baba

    Mon père est médecin.Babam doktor.

  59. l'heure[œʁ]saat

    Quelle heure est-il ?Saat kaç?

  60. la ligne[liɲ]çizgi

    Tirez une ligne droite.Düz bir çizgi çiz.

  61. la fin[fɛ̃]son

    C'est la fin du film.Filmin sonu bu.

  62. se tenir debout[sə tənɪr dəbu]ayakta durmak

    Tenez-vous debout.Ayakta dur.

  63. le jeu[ʒø]oyun

    J'aime jouer aux jeux vidéo.Video oyunları oynamayı severim.

  64. perdre[pɛʁdʁ]kaybetmek

    J'ai perdu mon téléphone.Telefonumu kaybettim.

  65. mauvais[mo.vɛ]kötü

    Il fait mauvais temps aujourd'hui.Bugün hava kötü.

  66. le membre[mɑ̃bʁ]üye

    Il est membre du club de sport.O spor kulübünün üyesi.

  67. rencontrer[ʁɑ̃.kɔ̃.tʁe]tanışmak

    J'ai rencontré un ami hier.Dün bir arkadaşımla tanıştım.

  68. payer[pe.je]ödemek

    J'ai payé le café.Kahveyi ödedim.

  69. la voiture[vwa.tyʁ]araba

    J'ai acheté une nouvelle voiture.Yeni bir araba aldım.

  70. le nom[nɔ̃]isim

    Quel est votre nom ?Adınız nedir?

  71. l'inclusion[lɛ̃klɥzyɔ̃]dahil etme

    L'inclusion des personnes handicapées est essentielle.Engelli bireylerin topluma dahil edilmesi çok önemlidir.

  72. cinq[sɛ̃k]beş

    Il y a cinq personnes dans la pièce.Odada beş kişi var.

  73. le centre[lə sɑ̃tʁ]merkez

    Le centre-ville est très animé.Şehir merkezi çok hareketlidir.

  74. l'université[lyniveʁsite]üniversite

    J'étudie à l'université de Paris.Paris Üniversitesi'nde okuyorum.

  75. réel[ʁeɛl]gerçek

    Ce n'est pas un rêve, c'est réel.Bu bir rüya değil, gerçek.

  76. blanc[blɑ̃]beyaz

    Le ciel est blanc.Gökyüzü beyaz.

  77. changer[ʃɑ̃ʒe]değiştirmek

    Je veux changer de travail.İş değiştirmek istiyorum.

  78. l'information[lɛ̃fɔʁmasjɔ̃]bilgi

    J'ai besoin d'informations pour prendre ma décision.Kararımı vermek için bilgilere ihtiyacım var.

  79. rien[ʁjɛ̃]hiçbir şey

    Il n'y a rien dans le frigo.Buzdolabında hiçbir şey yok.

  80. le meilleur[lə mɛjœʁ]en iyi

    C'est le meilleur film que j'ai jamais vu.Bu gördüğüm en iyi film.

  81. l'idée[lidi]fikir

    J'ai une bonne idée.İyi bir fikrim var.

  82. le corps[lə kɔʁ]vücut

    Le corps humain est complexe.İnsan vücudu karmaşıktır.

  83. apprendre[apʁɑ̃dʁ]öğrenmek

    J'apprends le français.Fransızca öğreniyorum.

  84. une minute[yn minyt]bir dakika

    Attendez une minute.Bir dakika bekleyin.

  85. la table[la tabl]masa

    La table est ronde.Masa yuvarlak.

  86. comprendre[kɔ̃pʁɑ̃dʁ]anlamak

    Je ne comprends pas.Anlamıyorum.

  87. l'équipe[lekip]ekip

    L'équipe a gagné le match.Ekip maçı kazandı.

  88. suivre[sɥivʁ]takip etmek

    Suis-moi.Beni takip et.

  89. arrêter[aʁɛte]durdurmak

    Arrête de parler.Konuşmayı bırak.

  90. le visage[lə vi.zaʒ]yüz

    Il a un beau visage.Güzel bir yüzü var.

  91. le parent[lə pɑ.ʁɑ̃]ebeveyn

    Mes parents sont gentils.Ebeveynlerim iyi insanlar.

  92. créer[kʁe.e]oluşturmak

    J'aime créer des choses.Bir şeyler yaratmayı severim.

  93. le bureau[lə byʁo]ofis

    Je travaille au bureau.Ofiste çalışıyorum.

  94. lire[liʁ]okumak

    J'aime lire des livres.Kitap okumayı severim.

  95. passer[pase]harcamak

    Je passe beaucoup de temps à travailler.Çalışmaya çok zaman harcıyorum.

  96. la personne[la pɛʁsɔn]kişi

    C'est une personne gentille.O iyi bir insan.

  97. la porte[la pɔʁt]kapı

    Ferme la porte, s'il te plaît.Lütfen kapıyı kapat.

  98. bien sûr[bjɛ̃ syʁ]elbette

    Bien sûr, je peux t'aider.Elbette, sana yardım edebilirim.

  99. ajouter[aʒute]eklemek

    J'ai ajouté du sucre dans mon café.Kahveme şeker ekledim.

  100. la rue[la ʁy]sokak

    Il habite dans la rue principale.Ana caddede yaşıyor.

201–300la fête, croître, la raison, le matin, ouvrir, marcher, les nouvelles, la santé …
  1. la fête[fɛt]parti

    On va faire une fête pour son anniversaire.Doğum günü için bir parti düzenleyeceğiz.

  2. croître[kwɑtʁ]büyümek

    Les enfants grandissent si vite.Çocuklar çok hızlı büyüyorlar.

  3. la raison[ʁɛzɔ̃]sebep

    Je ne sais pas la raison de son départ.Gitme sebebini bilmiyorum.

  4. le matin[lə matɛ̃]sabah

    Je me lève tôt le matin.Sabah erken kalkıyorum.

  5. ouvrir[uvʁiʁ]açmak

    Ouvre la porte, s'il te plaît.Lütfen kapıyı aç.

  6. marcher[maʁʃe]yürümek

    J'aime marcher dans la nature.Doğada yürümeyi seviyorum.

  7. les nouvelles[le nuvɛl]haberler

    J'ai entendu les nouvelles à la radio.Radyo haberlerini dinledim.

  8. la santé[sɑ̃te]sağlık

    Il faut prendre soin de sa santé.Sağlığına dikkat etmek gerekiyor.

  9. tôt[to]erken

    Je suis arrivé tôt au travail.İşe erken geldim.

  10. l'air[lɛʁ]hava

    L'air est frais aujourd'hui.Bugün hava serin.

  11. l'art[laʁ]sanat

    L'art est une expression de la créativité.Sanat yaratıcılığın bir ifadesidir.

  12. le résultat[lə ʁezilta]sonuç

    Le résultat de l'examen est positif.Sınav sonucu olumlu.

  13. le moment[lə mɔmɑ̃]an

    C'est le moment de partir.Gitme zamanı.

  14. se souvenir[sə suvnɪʁ]hatırlamak

    Je me souviens de mon enfance.Çocukluğumu hatırlıyorum.

  15. assez[ase]yeterince

    J'ai assez mangé.Yeterince yedim.

  16. la fille[la fij]kız

    La fille est belle.Kız güzel.

  17. le garçon[lə ɡaʁsɔ̃]erkek çocuk

    Le garçon est intelligent.Erkek çocuk zeki.

  18. gagner[ɡaɲe]kazanmak

    J'ai gagné le jeu.Oyunu kazandım.

  19. la nourriture[la nuʁityʁ]yiyecek

    La nourriture est bonne.Yiyecekler iyi.

  20. la seconde[la səgɔ̃d]İkinci

    Il est arrivé en deuxième position.İkinci sırada geldi.

  21. l'âge[laʒ]yaş

    Quel est ton âge ?Yaşın kaç?

  22. l'amour[lamuʁ]aşk

    L'amour est beau.Aşk güzeldir.

  23. acheter[aʃte]satın almak

    J'ai acheté un nouveau livre.Yeni bir kitap aldım.

  24. attendre[atɑ̃dʁ]beklemek

    J'attends le bus.Otobüsü bekliyorum.

  25. mourir[muʁiʁ]ölmek

    Il est mort il y a deux ans.İki yıl önce öldü.

  26. envoyer[ɑ̃vwa.je]göndermek

    J'ai envoyé un email à mon ami.Arkadaşıma bir e-posta gönderdim.

  27. le professeur[lə pʁɔfɛsœʁ]öğretmen

    Mon professeur est très gentil.Öğretmenim çok iyi kalpli.

  28. le marché[lə maʁʃe]pazar

    J'ai acheté des fruits au marché.Pazardan meyve aldım.

  29. rester[ʁɛste]kalmak

    Je vais rester ici.Burada kalacağım.

  30. construire[kɔ̃stʁuiʁ]inşa etmek

    Ils construisent une nouvelle maison.Yeni bir ev inşa ediyorlar.

  31. tomber[tɔ̃be]düşmek

    Je suis tombé.Düştüm.

  32. oh[o]oh

    Oh, quelle surprise!Oh, ne kadar sürpriz!

  33. le plan[lə plɑ̃]plan

    J'ai un plan.Bir planım var.

  34. l'intérêt[lɛ̃teʁɛ]ilgi

    J'ai beaucoup d'intérêt pour l'histoire.Tarihe çok ilgiliyim.

  35. quelqu'un[kɛlkœ̃]birisi

    Quelqu'un m'a appelé.Biri beni aradı.

  36. couper[kupe]kesmek

    J'ai coupé le pain.Ekmeği kestim.

  37. derrière[dɛʁjɛʁ]arkada

    Le chien est derrière la porte.Köpek kapının arkasında.

  38. six[sis]altı

    J'ai six frères.Altı erkek kardeşim var.

  39. local[lɔkal]yerel

    J'aime les produits locaux.Yerel ürünleri seviyorum.

  40. la classe[la klas]sınıf

    Il y a vingt élèves dans ma classe.Sınıfımda yirmi öğrenci var.

  41. tard[taʁ]geç

    Je me suis couché tard.Geç yattım.

  42. la photo[la foto]fotoğraf

    J'ai pris une photo.Bir fotoğraf çektim.

  43. vendre[vɑ̃dʁ]satmak

    Je vends ma voiture.Arabamı satıyorum.

  44. le collège[lə kɔlɛʒ]ortaokul

    J'ai fait mon collège en France.Ortaokulu Fransa'da okudum.

  45. décider[deside]karar vermek

    J'ai décidé de partir.Gitmeye karar verdim.

  46. possible[pɔsibl]mümkün

    C'est possible.Mümkün.

  47. meilleur[mɛjœʁ]daha iyi

    C'est le meilleur choix.Bu en iyi seçim.

  48. fort[fɔʁ]güçlü

    Il est très fort.Çok güçlü.

  49. la musique[la myzik]müzik

    J'aime écouter de la musique.Müzik dinlemeyi seviyorum.

  50. le rapport[lə rapoʁ]rapor

    J'ai écrit un rapport.Bir rapor yazdım.

  51. la couleur[kulœʁ]renk

    La couleur de mon chapeau est rouge.Şapkámın rengi kırmızı.

  52. la police[pɔlis]polis

    La police est arrivée sur les lieux du crime.Polis olay yerine geldi.

  53. la femme[fam]karı

    La femme est à côté de son mari.Kadın kocasının yanında.

  54. retourner[ʁətuʁne]geri dönmek

    Je vais retourner le livre à la bibliothèque.Kitabı kütüphaneye geri vereceğim.

  55. expliquer[ɛksplike]açıklamak

    Peux-tu m'expliquer ce mot ?Bu kelimeyi bana açıklayabilir misin?

  56. porter[pɔʁte]taşımak

    Elle porte un sac à dos.O sırt çantası taşıyor.

  57. gratuit[ɡʁatyɪ]ücretsiz

    L'entrée est gratuite.Giriş ücretsiz.

  58. l'espoir[lespwaʁ]umut

    J'ai de l'espoir pour l'avenir.Gelecek için umudum var.

  59. conduire[kɔndɥiʁ]sürmek

    Je conduis une voiture.Ben araba kullanıyorum.

  60. le fils[fis]oğul

    Le fils est à l'école.Oğul okulda.

  61. le bras[bʁa]kol

    Elle a un beau bras.Güzel bir kolu var.

  62. vrai[vʁɛ]doğru

    C'est vrai, je suis d'accord.Doğru, ben de katılıyorum.

  63. le prix[pʁi]fiyat

    Le prix de ce livre est élevé.Bu kitabın fiyatı yüksek.

  64. casser[kase]kırmak

    J'ai cassé le vase.Vazo'yu kırdım.

  65. l'action[laksjɔ̃]eylem

    Il faut passer à l'action.Harekete geçmemiz gerekiyor.

  66. merci[mɛʁsi]teşekkür ederim

    Merci beaucoup !Çok teşekkür ederim!

  67. la ville[vil]şehir

    La ville est grande et animée.Şehir büyük ve canlı.

  68. le bâtiment[batimɑ̃]bina

    Le bâtiment est moderne.Bina modern.

  69. la différence[difɑʁɑ̃s]fark

    Quelle est la différence entre ces deux mots ?Bu iki kelime arasındaki fark nedir?

  70. plein[plɛ̃]dolu

    Le verre est plein.Bardak dolu.

  71. joindre[ʒwɛ̃dʁ]katılmak

    Je vais joindre le groupe.Gruba katılacağım.

  72. la route[ʁut]yol

    La route est longue et sinueuse.Yol uzun ve virajlı.

  73. le modèle[mɔdɛl]model

    Le modèle est très beau.Model çok güzel.

  74. être d'accord[ɛtʁ da.kɔʁ]katılmak

    Je suis d'accord avec toi.Sana katılıyorum.

  75. le formulaire[fɔʁmylɛʁ]form

    Veuillez remplir le formulaire.Lütfen formu doldurun.

  76. spécial[spesjal]özel

    C'est une occasion spéciale.Bu özel bir durum.

  77. difficile[difisil]zor

    C'est un travail difficile.Zor bir iş bu.

  78. le papier[papje]kağıt

    Le papier est blanc.Kağıt beyaz.

  79. rejoindre[ʁəʒwɛ̃dʁ]katılmak

    Il a rejoint l'équipe.Takıma katıldı.

  80. l'événement[levɛnmɑ̃]olay

    L'événement a été un succès.Olay başarılı oldu.

  81. l'espace[lɛspas]uzay

    L'espace est vaste et mystérieux.Uzay geniş ve gizemlidir.

  82. le joueur[ʒu.œʁ]oyuncu

    Le joueur a marqué un but.Oyuncu gol attı.

  83. le projet[pʁɔ.ʒɛ]proje

    Le projet est ambitieux.Proje iddialı.

  84. la situation[si.ty.a.sjɔ̃]durum

    La situation est compliquée.Durum karmaşık.

  85. la moitié[mwa.tje]yarısı

    La moitié du gâteau est déjà mangée.Pastanın yarısı zaten yenildi.

  86. l'activité[ak.ti.vi.te]aktivite

    L'activité physique est importante.Fiziksel aktivite önemlidir.

  87. manger[mɑ̃.ʒe]yemek

    J'aime manger des fruits.Meyve yemeyi severim.

  88. le coût[ku]maliyet

    Le coût du projet est élevé.Projenin maliyeti yüksek.

  89. facile[fa.sil]kolay

    C'est facile à faire.Yapması kolay.

  90. l'image[i.maʒ]resim

    Il y a une belle image dans ce livre.Bu kitapta güzel bir resim var.

  91. décrire[de.kʁiʁ]açıklamak

    Peux-tu décrire ce que tu as vu ?Gördüğünü tarif edebilir misin?

  92. enseigner[ɑ̃.se.ɲe]öğretmek

    Il enseigne l'histoire.O tarih öğretiyor.

  93. le mur[myʁ]duvar

    Le mur est blanc.Duvar beyaz.

  94. le médecin[mɛ.sɛ̃]doktor

    Je vais voir le médecin.Doktora gidiyorum.

  95. le produit[pʁɔ.dɥi]ürün

    Le produit est de bonne qualité.Ürün kaliteli.

  96. la pratique[pʁa.tik]pratik

    La pratique est importante.Uygulama önemlidir.

  97. le téléphone[te.le.fɔn]telefon

    J'ai oublié mon téléphone.Telefonumu unuttum.

  98. le morceau[mɔʁ.so]parça

    Le morceau de gâteau est délicieux.Pasta parçası lezzetli.

  99. le test[tɛst]test

    J'ai passé un test aujourd'hui.Bugün bir test yaptım.

  100. personnel[pɛʁ.sɔ.nɛl]kişisel

    C'est un problème personnel.Bu kişisel bir sorun.

301–400l'étoile, la terre, le troisième, l'ordinateur, le film, le travailleur, le type, le nord …
  1. l'étoile[e.twal]yıldız

    L'étoile brille dans le ciel.Yıldız gökyüzünde parlıyor.

  2. la terre[tɛʁ]toprak

    La terre est fertile.Toprak verimli.

  3. le troisième[tʁwa.zjɛm]üçüncü

    C'est le troisième étage.Bu üçüncü kat.

  4. l'ordinateur[ɔʁ.di.na.tœʁ]bilgisayar

    J'utilise l'ordinateur pour travailler.Çalışmak için bilgisayarı kullanıyorum.

  5. le film[film]film

    Le film est très intéressant.Film çok ilginç.

  6. le travailleur[tʁa.va.jœʁ]işçi

    Le travailleur est diligent.İşçi çalışkan.

  7. le type[tip]tip

    Quel type de musique aimes-tu ?Ne tür müzik seviyorsun?

  8. le nord[nɔʁ]kuzey

    Le nord est froid.Kuzey soğuk.

  9. le bébé[be.be]bebek

    Le bébé dort.Bebek uyuyor.

  10. dessiner[de.si.ne]çizmek

    Je dessine un portrait.Bir portre çiziyorum.

  11. l'arbre[laʁbʁ]ağaç

    Il y a un grand arbre dans le jardin.Bahçede büyük bir ağaç var.

  12. choisir[ʃwaziʁ]seçmek

    Tu dois choisir entre ces deux options.Bu iki seçenek arasından birini seçmelisin.

  13. rouge[ʁuʒ]kırmızı

    La pomme est rouge.Elma kırmızı.

  14. la fenêtre[la fəˈnɛtʁ]pencere

    J'ouvre la fenêtre pour aérer la pièce.Odayı havalandırmak için pencereyi açıyorum.

  15. le parc[lə park]park

    Les enfants jouent au ballon dans le parc.Çocuklar parkta top oynuyor.

  16. la période[la pe.ʁjɔd]dönem

    La période de Noël est une période festive.Noel dönemi, şenlikli bir dönemdir.

  17. la culture[la kyltyʁ]kültür

    La France est réputée pour sa culture.Fransa kültürüyle ünlüdür.

  18. les cheveux[le ʃəvø]saç

    Elle a de longs cheveux noirs.Uzun siyah saçları var.

  19. écouter[ekute]dinlemek

    J'écoute de la musique.Müzik dinliyorum.

  20. le frère[lə fʁɛʁ]kardeş

    Mon frère est plus grand que moi.Kardeşim benden büyük.

  21. l'été[lete]yaz

    J'aime l'été car il fait chaud.Yazı seviyorum çünkü sıcak.

  22. la science[la sjɑ̃s]bilim

    La science est importante pour comprendre le monde.Bilim, dünyayı anlamak için önemlidir.

  23. la lettre[la lɛtʁ]mektup

    J'ai reçu une lettre de mon ami.Arkadaşımın mektubunu aldım.

  24. court[kuʁ]kısa

    Le film est court, il dure une heure.Film kısa, bir saat sürüyor.

  25. la règle[la ʁɛɡl]kural

    Il faut suivre les règles du jeu.Oyunun kurallarına uymalısın.

  26. le sol[lə sɔl]zemin

    Le sol est en bois.Zemin ahşap.

  27. le mile[lə mil]mil

    La ville est à dix miles d'ici.Şehir buradan on mil uzaklıkta.

  28. le cours[lə kuʁ]ders

    J'ai un cours de français.Fransızca dersim var.

  29. la plante[la plɑ̃t]bitki

    J'ai planté une plante dans mon jardin.Bahçeye bir bitki diktim.

  30. le feu[lə fø]ateş

    Il y a un feu dans la cheminée.Şöminede ateş var.

  31. fermer[fɛʁme]kapatmak

    Ferme la porte, il fait froid.Kapıyı kapat, soğuk.

  32. le mari[lə maʁi]koca

    Son mari est médecin.Kocasının mesleği doktor.

  33. faux[fo]yanlış

    La réponse est fausse.Cevap yanlış.

  34. le futur[lə fytyʁ]gelecek

    J'ai hâte de voir le futur.Geleceği görmek için sabırsızlanıyorum.

  35. le sud[lə syd]güney

    Le sud de la France est ensoleillé.Fransa'nın güneyi güneşli.

  36. l'hôpital[lopital]hastane

    Je suis allé à l'hôpital pour voir mon ami.Arkadaşımı görmek için hastaneye gittim.

  37. le sujet[lə syʒɛ]konu

    Le sujet de la conversation est intéressant.Konuşmanın konusu ilginç.

  38. l'ordre[lɔʁdʁ]sipariş

    Je passe une commande à la pizzeria.Pizzeria'ya sipariş veriyorum.

  39. l'ouest[lwɛst]batı

    Le soleil se couche à l'ouest.Güneş batıda batıyor.

  40. le lit[lə li]yatak

    Je vais me coucher dans mon lit.Yatağıma yatacağım.

  41. bientôt[bjø̃to]yakında

    Je reviens bientôt.Yakında geliyorum.

  42. remplir[ʁɑ̃pliʁ]doldurmak

    J'ai rempli mon verre d'eau.Bardığı suyla doldurdum.

  43. le passé[lə pase]geçmiş

    J'aime beaucoup apprendre sur le passé.Geçmiş hakkında öğrenmeyi çok seviyorum.

  44. le magasin[lə maɡazɛ̃]mağaza

    Je vais au magasin pour acheter du pain.Ekmek almak için mağazaya gidiyorum.

  45. la banque[la bɑ̃k]banka

    J'ai un compte à la banque.Bankada hesabım var.

  46. le son[lə sɔ̃]ses

    J'aime le son de la pluie.Yağmur sesini seviyorum.

  47. la note[la nɔt]not

    J'ai une note à te donner.Sana vermek için bir notum var.

  48. près[pʁɛ]yakın

    Le supermarché est près de chez moi.Süpermarket evime yakın.

  49. commun[kɔmœ̃]ortak

    C'est un sentiment commun.Bu ortak bir duygudur.

  50. la page[la paʒ]sayfa

    J'ai trouvé la réponse à la page 10.Cevabı 10. sayfada buldum.

  51. pauvre[povr]fakir

    Il est pauvre et n'a pas d'argent.O fakir ve parası yok.

  52. partager[paʁtaʒe]paylaşmak

    J'aime partager mes expériences.Deneyimlerimi paylaşmayı seviyorum.

  53. naturel[natyʁɛl]doğal

    C'est un phénomène naturel.Bu doğal bir olgudur.

  54. chaud[ʃo]sıcak

    Il fait chaud aujourd'hui.Bugün hava sıcak.

  55. la langue[la lɑ̃ɡ]dil

    J'apprends la langue française.Fransızca öğreniyorum.

  56. la rivière[la ʁivjɛʁ]nehir

    La rivière coule vers la mer.Nehir denize doğru akar.

  57. l'article[laʁtikl]makale

    J'ai lu un article intéressant.İlginç bir makale okudum.

  58. l'est[lɛst]doğu

    Le soleil se lève à l'est.Güneş doğudan doğar.

  59. l'animal[lanimal]hayvan

    J'aime les animaux.Hayvanları severim.

  60. le sport[lə spɔʁ]spor

    J'aime faire du sport.Spor yapmayı seviyorum.

  61. mentir[mɑ̃tiʁ]yalan söylemek

    Il ne faut pas mentir.Yalan söylememelisin.

  62. heureux[øʁø]mutlu

    Je suis heureux de te voir.Seni görmekten mutluyum.

  63. huit[ɥit]sekiz

    J'ai huit frères et sœurs.Sekiz kardeşim var.

  64. la liste[la list]liste

    J'ai une longue liste de choses à faire.Yapılacak uzun bir listem var.

  65. prêt[pʁɛ]hazır

    Je suis prêt à partir.Gitmeye hazırım.

  66. la carrière[la kaʁjɛʁ]kariyer

    J'ai choisi une carrière en médecine.Tıp kariyeri seçtim.

  67. la réponse[la ʁepõs]cevap

    Je n'ai pas la réponse à cette question.Bu sorunun cevabını bilmiyorum.

  68. le chien[lə ʃjɛ̃]köpek

    J'ai un chien.Bir köpeğim var.

  69. la télévision[la televi.zjɔ̃]televizyon

    J'aime regarder la télévision.Televizyon izlemeyi seviyorum.

  70. la réunion[la ʁe.njɔ̃]toplantı

    J'ai une réunion importante demain.Yarın önemli bir toplantım var.

  71. le succès[lə syksɛ]başarı

    Le succès demande beaucoup de travail.Başarı çok çalışma gerektirir.

  72. la gauche[la ɡoʃ]sol

    La porte est à gauche.Kapı solda.

  73. un dollar[œ̃ dɔlaʁ]bir dolar

    J'ai un dollar dans ma poche.Cebimde bir dolar var.

  74. une boîte[yn bwat]bir kutu

    Il y a un cadeau dans la boîte.Kutuda bir hediye var.

  75. manquer[mɑ̃ke]özlemek

    Je manque ma famille.Ailemi özlüyorum.

  76. joli[ʒɔli]güzel

    Elle a une robe jolie.Güzel bir elbisesi var.

  77. le sentiment[lə sɑ̃timɑ̃]his

    J'ai le sentiment d'être heureux.Mutlu olduğumu hissediyorum.

  78. un message[œ̃ mesaʒ]bir mesaj

    J'ai reçu un message de mon ami.Arkadaşımın mesajını aldım.

  79. l'extérieur[lekstɛʁjœʁ]dışarı

    Il fait beau à l'extérieur.Dışarıda hava güzel.

  80. un cadeau[œ̃ kado]bir hediye

    J'ai reçu un cadeau d'anniversaire.Doğum günü hediyesi aldım.

  81. une tasse[yn tas]bir fincan

    J'ai bu une tasse de café.Bir fincan kahve içtim.

  82. une île[yn il]bir ada

    Il y a une île dans la mer.Denizde bir ada var.

  83. vérifier[veʁifie]kontrol etmek

    J'ai vérifié mon email.E-postamı kontrol ettim.

  84. une photo[yn foto]bir fotoğraf

    J'ai pris une photo de mon chat.Kedimin fotoğrafını çektim.

  85. un verre[œ̃ vɛʁ]bir bardak

    J'ai bu un verre d'eau.Bir bardak su içtim.

  86. une gare[yn gaʁ]bir istasyon

    J'attends le train à la gare.İstasyonda treni bekliyorum.

  87. comparer[kɔ̃paʁe]karşılaştırmak

    Je compare les prix de deux produits.İki ürünün fiyatlarını karşılaştırıyorum.

  88. bleu[blø]mavi

    Le ciel est bleu.Gök mavi.

  89. un exemple[œ̃ ɛɡzɑ̃pl]bir örnek

    Voici un exemple de phrase.İşte bir cümle örneği.

  90. une montagne[yn mɔ̃taɲ]bir dağ

    J'ai grimpé une montagne.Bir dağa tırmandım.

  91. deviner[dəvine]tahmin etmek

    Je devine ce que tu penses.Ne düşündüğünü tahmin ediyorum.

  92. une sœur[yn sœʁ]bir kız kardeş

    J'ai une sœur.Bir kız kardeşim var.

  93. rire[ʁiʁ]gülmek

    J'ai ri à ton blague.Şakanıza güldüm.

  94. un dessin[œ̃ desɛ̃]bir tasarım

    J'ai fait un dessin de mon chien.Köpeğimin tasarımını yaptım.

  95. le soleil[lə sɔlɛj]güneş

    Le soleil brille.Güneş parlıyor.

  96. un artiste[œ̃ aʁtist]bir sanatçı

    Je suis un artiste.Ben bir sanatçıyım.

  97. un club[œ̃ klœb]bir kulüp

    Je suis membre d'un club de sport.Bir spor kulübünün üyesiyim.

  98. une section[yn sɛksjɔ̃]bir bölüm

    J'ai lu la première section du livre.Kitabın ilk bölümünü okudum.

  99. une compétence[yn kɔ̃petɑ̃s]bir beceri

    J'ai la compétence de parler anglais.İngilizce konuşma becerisine sahibim.

  100. d'accord[d‿a.kɔʁ]tamam

    D'accord, je comprends.Tamam, anlıyorum.

401–500oublier, la jambe, le principal, apprécier, discuter, final, le froid, la chanson …
  1. oublier[u.bli.je]unutmak

    J'ai oublié mon téléphone.Telefonumu unuttum.

  2. la jambe[ʒɑ̃b]bacak

    J'ai mal à la jambe.Bacağım ağrıyor.

  3. le principal[lə pʁɛ̃.si.pal]ana

    Le principal problème est le manque de temps.Ana sorun zaman eksikliği.

  4. apprécier[a.pʁe.sje]keyif almak

    J'apprécie beaucoup ce film.Bu filmi çok beğeniyorum.

  5. discuter[dis.ky.te]tartışmak

    Nous avons discuté de nos projets.Projelerimizi görüştük.

  6. final[fi.nal]son

    C'est la finale du tournoi.Bu turnuvanın finali.

  7. le froid[fʁwa]soğuk

    Je n'aime pas le froid.Soğuğu sevmem.

  8. la chanson[ʃɑ̃.sɔ̃]şarkı

    J'aime beaucoup cette chanson.Bu şarkıyı çok seviyorum.

  9. la radio[ra.djo]radyo

    J'écoute la radio.Radyo dinliyorum.

  10. agréable[a.ɡre.jabl]hoş

    C'est une journée agréable.Güzel bir gün.

  11. le printemps[pʁɛ̃.tɑ̃]ilkbahar

    Le printemps est arrivé.Bahar geldi.

  12. la carte[kaʁt]kart

    J'ai une carte postale de Paris.Paris'ten bir kartpostalım var.

  13. visiter[vi.zi.te]ziyaret etmek

    J'ai visité la Tour Eiffel.Eyfel Kulesi'ni ziyaret ettim.

  14. imaginer[i.ma.ʒi.ne]hayal etmek

    J'imagine un monde meilleur.Daha iyi bir dünya hayal ediyorum.

  15. finir[fi.niʁ]bitirmek

    J'ai fini mon travail.İşimi bitirdim.

  16. la déclaration[de.kla.ʁa.sjɔ̃]açıklama

    Le gouvernement a fait une déclaration.Hükümet bir açıklama yaptı.

  17. populaire[pɔ.py.lɛʁ]popüler

    Ce restaurant est très populaire.Bu restoran çok popüler.

  18. vert[vɛʁ]yeşil

    L'herbe est verte.Çimenler yeşil.

  19. ce soir[sə.swaʁ]bu gece

    Je vais au cinéma ce soir.Bu gece sinemaya gidiyorum.

  20. voler[vɔ.le]uçmak

    Les oiseaux volent.Kuşlar uçuyor.

  21. la balle[bal]top

    J'ai lancé la balle.Topu fırlattım.

  22. la chaise[ʃɛz]sandalye

    Assieds-toi sur la chaise.Sandalyede otur.

  23. toi-même[twa.mɛm]kendin

    Fais-le toi-même.Kendin yap.

  24. le soir[swaʁ]akşam

    Je vais me coucher tôt ce soir.Bu gece erken yatacağım.

  25. le musée[my.ze]müze

    J'ai visité le musée d'art moderne.Modern Sanat Müzesi'ni ziyaret ettim.

  26. le poisson[pwa.sɔ̃]balık

    J'aime manger du poisson.Balık yemeyi seviyorum.

  27. le voyage[vwa.jaʒ]seyahat

    J'ai fait un voyage en Italie.İtalya'ya bir seyahat yaptım.

  28. l'interview[ɛ̃.tɛʁ.vju]röportaj

    J'ai passé une interview.Bir röportaj verdim.

  29. le style[stil]stil

    J'aime ton style.Stilini beğeniyorum.

  30. dix[dis]on

    J'ai dix ans.On yaşındayım.

  31. l'adulte[a.dylt]yetişkin

    Les adultes sont responsables.Yetişkinler sorumludur.

  32. un magazine[mɑɡazɪn]dergi

    J'ai acheté un magazine de mode.Bir moda dergisi aldım.

  33. un écrivain[ekʁivɛ̃]yazar

    Victor Hugo est un grand écrivain français.Victor Hugo büyük bir Fransız yazarıdır.

  34. un appareil photo[apaʁɛj foto]kamera

    J'ai acheté un nouvel appareil photo.Yeni bir fotoğraf makinesi aldım.

  35. s'améliorer[s‿ameljɔʁe]iyileşmek

    Il faut s'améliorer pour réussir.Başarılı olmak için kendini geliştirmen gerekir.

  36. un bar[bɑʁ]bar

    On s'est rencontré dans un bar.Bir barda tanıştık.

  37. un hôtel[otel]otel

    J'ai réservé une chambre d'hôtel.Bir otel odası ayırt ettim.

  38. un détail[detaj]detay

    Il faut prêter attention aux détails.Detaylara dikkat etmek gerekir.

  39. une machine[maʃin]makine

    La machine à laver est en panne.Çamaşır makinesi bozuldu.

  40. un sac[sak]çanta

    J'ai un nouveau sac à main.Yeni bir el çantası aldım.

  41. une adresse[adʁɛs]adres

    Donnez-moi votre adresse.Bana adresini ver.

  42. maman[mamɑ̃]anne

    J'appelle ma maman.Annemi arıyorum.

  43. moderne[mɔdɛʁn]modern

    Ce bâtiment est très moderne.Bu bina çok modern.

  44. chanter[ʃɑ̃te]şarkı söylemek

    J'aime chanter.Şarkı söylemeyi seviyorum.

  45. une cour[kuʁ]bahçe

    Les enfants jouent dans la cour.Çocuklar bahçede oynuyor.

  46. une cuisine[kɥizin]mutfak

    La cuisine est propre.Mutfak temiz.

  47. la bouche[la buʃ]ağız

    Il a la bouche ouverte.Ağzı açık.

  48. la capitale[la kapital]başkent

    Paris est la capitale de la France.Paris, Fransa'nın başkentidir.

  49. positif[pɔzitiv]olumlu

    Il faut rester positif.Olumlu kalmalısın.

  50. riche[ʁiʃ]zengin

    Il est très riche.Çok zengin.

  51. le dîner[lə dine]akşam yemeği

    J'ai préparé le dîner.Akşam yemeğini hazırladım.

  52. voyager[vwaʒe]seyahat etmek

    J'aime voyager.Seyahat etmeyi seviyorum.

  53. né[ne]doğmuş

    Je suis né en France.Fransa'da doğdum.

  54. le devant[lə dəvɑ̃]ön

    Il est assis au devant de la maison.Evin önünde oturuyor.

  55. un partenaire[pɑʁtənɛʁ]ortak

    Il est mon partenaire d'affaires.O benim iş ortağım.

  56. un scientifique[sjɑ̃tifik]bilim insanı

    Un scientifique a fait une nouvelle découverte.Bir bilim insanı yeni bir keşif yaptı.

  57. une clé[kle]anahtar

    J'ai perdu ma clé.Anahtarımı kaybettim.

  58. un journal[ʒuʁnal]gazete

    J'ai lu le journal ce matin.Bu sabah gazeteyi okudum.

  59. un jardin[ʒɑʁdɛ̃]bahçe

    Il y a un beau jardin derrière la maison.Evin arkasında güzel bir bahçe var.

  60. une opinion[yn‿opiˈnjɔ̃]fikir

    J'ai une opinion différente sur ce sujet.Bu konuda farklı bir fikrim var.

  61. un client[œ̃ kliˈɑ̃]müşteri

    Le client est satisfait du service.Müşteri hizmetten memnun.

  62. un restaurant[œ̃ ʁɛstoˈʁɑ̃]restoran

    Ce restaurant est connu pour sa cuisine italienne.Bu restoran İtalyan mutfağıyla ünlü.

  63. un quartier[œ̃ kaʁˈtje]mahalle

    J'habite dans un quartier calme.Sessiz bir mahallede yaşıyorum.

  64. personne[pɛʁˈsɔn]kimse

    Personne n'est venu à la fête.Partiye kimse gelmedi.

  65. papa[papa]baba

    Papa est à la maison.Baba evde.

  66. une vidéo[yn viˈdeo]video

    J'ai regardé une vidéo amusante.Komik bir video izledim.

  67. un avion[œ̃ avjɔ̃]uçak

    L'avion a décollé à l'heure.Uçak zamanında kalktı.

  68. un oiseau[œ̃ wazo]kuş

    J'ai vu un oiseau chanter.Şarkı söyleyen bir kuş gördüm.

  69. un texte[œ̃ tɛkst]metin

    J'ai écrit un texte pour mon ami.Arkadaşıma bir metin yazdım.

  70. neuf[nœf]dokuz

    J'ai neuf ans.Dokuz yaşındayım.

  71. dormir[dɔʁˈmiʁ]uyumak

    Je dois dormir maintenant.Şimdi uyumam gerek.

  72. un objet[œ̃ ɔbˈʒɛ]nesne

    J'ai trouvé un objet étrange dans la rue.Sokakta garip bir nesne buldum.

  73. s'il vous plaît[sil vu ple]lütfen

    S'il vous plaît, pouvez-vous m'aider ?Lütfen bana yardım edebilir misiniz?

  74. l'après-midi[la.pʁɛ.miˈdi]öğleden sonra

    Je vais au cinéma l'après-midi.Öğleden sonra sinemaya gidiyorum.

  75. cent[sɑ̃]yüz

    Il a cent euros en poche.Cebinde yüz euro var.

  76. parfait[paʁˈfɛ]mükemmel

    Le gâteau est parfait.Pasta mükemmel.

  77. une conversation[yn kɔ̃vɛʁsaˈsjɔ̃]konuşma

    J'ai eu une conversation intéressante avec mon voisin.Komşumla ilginç bir sohbet yaptım.

  78. le début[lə deˈby]başlangıç

    Le début du film était un peu lent.Filmin başlangıcı biraz yavaştı.

  79. la plage[la plaʒ]plaj

    J'aime me promener sur la plage.Plajda yürümeyi seviyorum.

  80. le week-end[lə wik.ɛ̃d]hafta sonu

    Je vais voir mes amis le week-end.Hafta sonu arkadaşlarımı göreceğim.

  81. un rendez-vous[œ̃ ʁɑ̃de.vu]randevu

    J'ai un rendez-vous avec le médecin.Doktorla randevum var.

  82. désolé[de.zɔ.le]üzgünüm

    Je suis désolé, je n'ai pas entendu.Üzgünüm, duymadım.

  83. présenter[pʁe.zɑ̃.te]tanıştırmak

    Je vais vous présenter mon ami.Sizi arkadaşımla tanıştıracağım.

  84. complet[kɔ̃.plɛ]tam

    Le livre est complet.Kitap eksiksiz.

  85. un chauffeur[œ̃ ʃo.fœʁ]şoför

    Le chauffeur est arrivé à l'heure.Şoför zamanında geldi.

  86. un camion[œ̃ kamjɔ̃]kamyon

    Le camion a livré les marchandises.Kamyon malları teslim etti.

  87. une boisson[yn bwɑ.sɔ̃]içecek

    J'ai besoin d'une boisson.Bir içeceğe ihtiyacım var.

  88. la glace[la glas]buz

    Il fait trop chaud, j'ai besoin de glace.Çok sıcak, buza ihtiyacım var.

  89. l'hiver[li.vɛʁ]kış

    L'hiver est arrivé.Kış geldi.

  90. le cheval[ʃəval]at

    J'aime regarder les chevaux courir dans les champs.Atların tarlalarda koşmasını izlemeyi seviyorum.

  91. la ferme[fɛʁm]çiftlik

    Il y a des vaches et des cochons à la ferme.Çiftlikte inekler ve domuzlar var.

  92. le vol[vɔl]uçuş

    Mon vol est prévu pour demain matin.Uçuşum yarın sabah için planlanmış.

  93. le bateau[ba.to]tekne

    J'ai fait un tour en bateau sur le lac.Gölde tekne turu yaptım.

  94. la livre[livʁ]lira

    J'ai acheté un livre pour 10 livres.10 liraya bir kitap aldım.

  95. demain[də.mɛ̃]yarın

    Demain, je vais au cinéma.Yarın sinemaya gideceğim.

  96. rapide[ʁa.pid]hızlı

    Le train est très rapide.Tren çok hızlı.

  97. un lecteur[lɛk.tœʁ]okuyucu

    Ce lecteur est très intéressant.Bu okuyucu çok ilginç.

  98. une peinture[pɛ̃.tyʁ]resim

    La peinture est très belle.Resim çok güzel.

  99. un titre[titʁ]başlık

    Le titre du livre est intéressant.Kitabın başlığı ilginç.

  100. un magasin[ma.ɡɑ.zɛ̃]dükkan

    J'ai acheté un livre au magasin.Dükkanından kitap aldım.

501–600un trajet, une leçon, un groupe, une oreille, un baseball, un pied, un café, un quart …
  1. un trajet[tʁa.ʒɛ]binmek

    J'ai fait un long trajet en voiture.Uzun bir yolculuk yaptım araba ile.

  2. une leçon[lə.sɔ̃]ders

    J'ai appris une nouvelle leçon aujourd'hui.Bugün yeni bir ders öğrendim.

  3. un groupe[ɡʁup]grup

    Le groupe de musique joue très bien.Müzik grubu çok iyi çalıyor.

  4. une oreille[ɔ.ʁɛj]kulak

    J'ai mal à l'oreille.Kulağım ağrıyor.

  5. un baseball[bɛjz.bɔl]beyzbol

    J'aime jouer au baseball.Beyzbol oynamayı severim.

  6. un pied[pje]ayak

    J'ai mal au pied.Ayaklarım ağrıyor.

  7. un café[ka.fe]kahve

    J'ai bu un café ce matin.Bu sabah kahve içtim.

  8. un quart[kaʁ]çeyrek

    Il est un quart passé quatre.Saat dört buçuk gecti.

  9. un œuf[œf]yumurta

    J'ai mangé un œuf au petit déjeuner.Kahvaltıda yumurta yedim.

  10. une erreur[e.ʁœʁ]hata

    J'ai fait une erreur.Hata yaptım.

  11. silencieux[silɑ̃.sjø]sessiz

    Le film est silencieux.Film sessiz.

  12. une chaussure[ʃo.syʁ]ayakkabı

    J'ai acheté une nouvelle chaussure.Yeni ayakkabı aldım.

  13. des vêtements[ve.tmɑ̃]giysiler

    J'ai besoin de nouveaux vêtements.Yeni kıyafetlere ihtiyacım var.

  14. un voisin[vwa.zɛ̃]komşu

    Mon voisin est très gentil.Komşum çok iyi bir adam.

  15. une robe[ʁɔb]elbise

    Elle porte une belle robe.Güzel bir elbise giyiyor.

  16. internet[ɛ̃.tɛʁ.nɛt]internet

    Je suis sur internet.İnternetteyim.

  17. un bus[bys]otobüs

    J'ai pris le bus pour aller au travail.İşe giderken otobüse bindim.

  18. un cuisinier[kɥi.zinje]aşçı

    Le cuisinier est très bon.Aşçı çok iyi.

  19. cool[kul]serin

    C'est cool!Çok iyi!

  20. négatif[ne.ɡa.tif]negatif

    C'est un résultat négatif.Bu negatif bir sonuç.

  21. hier[jɛʁ]dün

    J'ai été au cinéma hier.Dün sinemaya gittim.

  22. une paire[pɛʁ]çift

    J'ai acheté une paire de chaussures.Bir çift ayakkabı aldım.

  23. sain[sɛ̃]sağlıklı

    Manger sainement est important.Sağlıklı beslenmek önemli.

  24. un train[tʁɛ̃]tren

    J'ai pris le train pour aller à Paris.Paris'e giderken trene bindim.

  25. du vin[dy vɛ̃]şarap

    J'aimerais boire un verre de vin.Bir bardak şarap içmek isterim.

  26. une fleur[yn flœʁ]çiçek

    Elle a reçu une belle fleur.Ona güzel bir çiçek verildi.

  27. un acteur[œn ak.tœʁ]oyuncu

    C'est un acteur célèbre.O ünlü bir oyuncu.

  28. haïr[ɛ.te]nefret etmek

    Je hais les mensonges.Yalanlardan nefret ederim.

  29. l'exercice[lɛɡ.sɛʁ.sis]egzersiz

    L'exercice est important pour la santé.Sağlık için egzersiz önemlidir.

  30. l'écriture[le.kʁi.tyʁ]yazı

    L'écriture est un art.Yazı bir sanattır.

  31. la pluie[la plɥi]yağmur

    Il y a beaucoup de pluie aujourd'hui.Bugün çok yağmur var.

  32. vite[vit]hızlı, çabuk

    Il court très vite.Çok hızlı koşuyor.

  33. le football[lə fut.bɔl]futbol

    Le football est un sport populaire.Futbol popüler bir spordur.

  34. bienvenue[bjɛ̃.və.ny]hoş geldiniz

    Bienvenue à Paris !Paris'e hoş geldiniz!

  35. une piscine[yn pi.sin]yüzme havuzu

    Il y a une piscine dans l'hôtel.Otelde bir yüzme havuzu var.

  36. supplémentaire[sy.ple.mɑ̃.tɛʁ]ekstra

    J'ai besoin de quelques informations supplémentaires.Ekstra bazı bilgilere ihtiyacım var.

  37. grimper[ɡʁɪ̃.pe]tırmanmak

    J'aime grimper les montagnes.Dağlara tırmanmayı seviyorum.

  38. quatrième[ka.tʁi.jɛm]dördüncü

    C'est le quatrième jour du mois.Ayın dördüncü günü.

  39. un poulet[œ̃ pu.lɛ]tavuk

    Je mange un poulet rôti.Izgara tavuk yiyorum.

  40. une carte[yn kaʁt]harita

    J'ai besoin d'une carte pour trouver l'adresse.Adresi bulmak için bir haritaya ihtiyacım var.

  41. un billet[œ̃ bi.jɛ]bilet

    J'ai acheté un billet pour le cinéma.Sinemadan bir bilet aldım.

  42. une salle de classe[yn sal də klas]derslik

    La salle de classe est pleine d'élèves.Derslik öğrencilerle dolu.

  43. le déjeuner[lə de.ʒø.ne]öğle yemeği

    Je mange mon déjeuner à midi.Öğle yemeğimi öğlen yiyorum.

  44. le sens[lə sɑ̃]anlam

    Je ne comprends pas le sens de ce mot.Bu kelimenin anlamını anlamıyorum.

  45. répéter[ʁe.pe.te]tekrarlamak

    Peux-tu répéter, s'il te plaît ?Lütfen tekrar edebilir misin?

  46. préféré[pʁe.fe.ʁe]en sevdiğin

    Quel est ton plat préféré ?En sevdiğin yemek hangisi?

  47. le temps[lə tɑ̃]hava

    Quel temps fait-il aujourd'hui ?Bugün hava nasıl?

  48. la lecture[la lɛk.tyʁ]okuma

    J'aime beaucoup la lecture.Okumayı çok severim.

  49. marié[ma.ʁje]evli

    Ils sont mariés depuis dix ans.Onlar on yıldır evli.

  50. du sel[dy sɛl]tuz

    Ajouter du sel à la soupe.Çorbaya tuz ekle.

  51. un fermier[œ̃ fɛʁ.mje]çiftçi

    Le fermier a beaucoup de vaches.Çiftçinin çok sayıda ineği var.

  52. un conseil[œ̃ kɔ̃.sɛj]tavsiye

    J'ai besoin d'un conseil.Bir tavsiyeye ihtiyacım var.

  53. le théâtre[teatʁ]tiyatro

    Il y a une pièce de théâtre au théâtre ce soir.Bu akşam tiyatroda bir oyun var.

  54. le gras[ɡʁa]yağ

    Il y a trop de gras dans ce plat.Bu yemekte çok fazla yağ var.

  55. le sucre[sykʁ]şeker

    J'aime prendre du sucre dans mon café.Kahveme şeker koymayı severim.

  56. mille[mil]bin

    Il y a mille personnes dans cette salle.Bu salonda bin kişi var.

  57. jaune[ʒon]sarı

    La robe de la mariée est jaune.Gelinin elbisesi sarı.

  58. la bibliothèque[bibljɔtek]kütüphane

    J'ai emprunté un livre à la bibliothèque.Kütüphaneden bir kitap ödünç aldım.

  59. brun[bʁœ̃]kahverengi

    Ses cheveux sont bruns.Saçları kahverengi.

  60. en colère[ɑ̃ kɔlɛʁ]kızgın

    Il est en colère parce que je suis en retard.Geç kaldığım için kızgın.

  61. le fruit[fʁɥi]meyve

    J'aime manger des fruits frais.Taze meyve yemeyi severim.

  62. la danse[dɑ̃s]dans

    Elle adore la danse.Dansı çok seviyor.

  63. la circulation[sɪʁkylaˈsjɔ̃]trafik

    Il y a beaucoup de circulation dans la ville.Şehirde çok trafik var.

  64. l'aéroport[aeʁopoʁ]havaalanı

    J'arrive à l'aéroport dans une heure.Bir saat içinde havaalanına varıyorum.

  65. malade[malaːd]hasta

    Je suis malade et je dois rester au lit.Hastayım ve yatakta kalmalıyım.

  66. le repas[ʁəpa]yemek

    J'ai préparé un bon repas pour le dîner.Akşam yemeği için güzel bir yemek hazırladım.

  67. le visiteur[vizitœʁ]ziyaretçi

    Le visiteur est arrivé ce matin.Ziyaretçi bu sabah geldi.

  68. le nez[ne]burun

    Il a un nez fin.İnce bir burnu var.

  69. lent[lɑ̃]yavaş

    Le train est très lent.Tren çok yavaş.

  70. la bouteille[butɛj]şişe

    J'ai bu toute la bouteille.Bütün şişeyi içtim.

  71. une chambre[yn ʃɑ̃bʁ]yatak odası

    Ma chambre est petite.Yatak odam küçük.

  72. le chat[ʃa]kedi

    Le chat dort sur le canapé.Kedi kanepede uyuyor.

  73. se réveiller[sə ʁeveje]uyanmak

    Je me réveille tôt le matin.Sabah erken uyanırım.

  74. la chemise[ʃəmiz]gömlek

    Il porte une chemise blanche.Beyaz bir gömlek giyiyor.

  75. drôle[dʁol]komik

    C'est une histoire drôle.Komik bir hikaye.

  76. la viande[vjɑ̃d]et

    J'aime manger de la viande.Et yemeyi severim.

  77. la neige[nɛʒ]kar

    Il y a de la neige dehors.Dışarıda kar var.

  78. le basket-ball[baske.bal]basketbol

    J'aime jouer au basket-ball.Basketbol oynamayı seviyorum.

  79. une dent[yn dɑ̃]diş

    J'ai mal à une dent.Dişim ağrıyor.

  80. une chambre à coucher[yn ʃɑ̃bʁ a kuʃe]yatak odası

    Ma chambre à coucher est petite.Yatak odam küçük.

  81. l'océan[lo.se.ɑ̃]okyanus

    J'aime nager dans l'océan.Okyanusta yüzmeyi severim.

  82. le plaisir[lə ple.ziʁ]zevk

    J'ai beaucoup de plaisir à jouer avec mes amis.Arkadaşlarımla oynamaktan çok zevk alıyorum.

  83. la bière[la bjɛʁ]bira

    Je voudrais une bière, s'il vous plaît.Lütfen bir bira alabilir miyim?

  84. intelligent[ɛ̃.te.li.ʒɑ̃]akıllı

    Il est très intelligent.O çok akıllı.

  85. occupé[ɔ.ky.pe]meşgul

    Je suis très occupé aujourd'hui.Bugün çok meşgulüm.

  86. l'infirmière[lɛ̃.fiʁ.mjɛʁ]hemşire

    L'infirmière a soigné le patient.Hemşire hastayı tedavi etti.

  87. pas cher[pa ʃɛʁ]ucuz

    Ce vêtement n'est pas cher.Bu giysi ucuz.

  88. la pomme[la pɔm]elma

    J'aime manger des pommes.Elma yemeyi severim.

  89. l'allumette[la.lɥ.mɛt]kibrit

    J'ai besoin d'une allumette pour allumer le feu.Ateşi yakmak için bir kibrite ihtiyacım var.

  90. le plat[lə pla]yemek

    J'ai préparé un délicieux plat.Lezzetli bir yemek hazırladım.

  91. le légume[lə le.ɡym]sebze

    J'aime manger des légumes.Sebze yemeyi severim.

  92. le chapeau[lə ʃa.po]şapka

    Il porte un chapeau.Şapka takıyor.

  93. l'oncle[lɔ̃kl]amca

    Mon oncle est un homme gentil.Amcam iyi bir adam.

  94. la phrase[la fʁaz]cümle

    J'ai écrit une longue phrase.Uzun bir cümle yazdım.

  95. le poivre[lə pwavʁ]karabiber

    Je voudrais du poivre, s'il vous plaît.Lütfen biraz karabiber alabilir miyim?

  96. la crème[la kʁɛm]krema

    J'aime la crème fraîche.Taze kremayı severim.

  97. le lait[lə lɛ]süt

    Je bois du lait tous les matins.Her sabah süt içiyorum.

  98. vingt[vɛ̃]yirmi

    J'ai vingt ans.Yirmi yaşındayım.

  99. gris[ɡʁi]gri

    La voiture est grise.Araba gri.

  100. le riz[lə ʁi]pirinç

    Je mange du riz tous les jours.Her gün pirinç yiyorum.

601–700le pain, bonjour, triste, laver, la description, le fromage, le régime, le thé …
  1. le pain[lə pɛ̃]ekmek

    Je mange du pain avec du beurre.Tereyağı ile ekmek yiyorum.

  2. bonjour[bɔ̃.ʒuʁ]merhaba

    Bonjour, comment allez-vous ?Merhaba, nasılsınız?

  3. triste[tʁist]üzgün

    Je suis triste.Üzgünüm.

  4. laver[lave]yıkamak

    Je lave mes mains.Ellerimi yıkıyorum.

  5. la description[la de.skʁip.sjɔ̃]açıklama

    La description du produit est très détaillée.Ürünün açıklaması çok detaylı.

  6. le fromage[lə fʁɔ.maʒ]peynir

    J'aime le fromage.Peyniri severim.

  7. le régime[lə ʁe.ʒim]diyet

    Je suis au régime.Diyetteyim.

  8. le thé[lə te]çay

    Je bois du thé tous les après-midi.Her öğleden sonra çay içiyorum.

  9. le manteau[lə mɑ̃.to]palto

    J'ai besoin d'un manteau, il fait froid.Soğuk, paltoya ihtiyacım var.

  10. le contraire[kɔ̃.trɛʁ]zıt

    Le contraire de noir est blanc.Siyahın zıttı beyazdır.

  11. la pomme de terre[pɔm də tɛʁ]patates

    Je mange une pomme de terre.Bir patates yiyorum.

  12. la veste[vɛst]ceket

    J'ai mis ma veste.Ceket giydim.

  13. le jus[ʒy]suyu

    Je bois du jus d'orange.Portakal suyu içiyorum.

  14. le petit déjeuner[pə.ti de.ʒø.ne]kahvaltı

    Je prends mon petit déjeuner à 7h.Saat 7'de kahvaltı yaparım.

  15. la salle de bain[sal də bɛ̃]banyo

    Je vais à la salle de bain.Banyoya gidiyorum.

  16. le petit-déjeuner[pə.ti de.ʒø.ne]kahvaltı

    Je prends toujours un petit-déjeuner le matin.Sabahları her zaman kahvaltı yaparım.

  17. le touriste[tu.ʁist]turist

    Le touriste prend des photos.Turist fotoğraf çekiyor.

  18. la botte[bɔt]bot

    J'ai acheté des nouvelles bottes.Yeni botlar aldım.

  19. l'anniversaire[an.i.vɛʁ.sɛʁ]doğum günü

    Joyeux anniversaire !Doğum günün kutlu olsun!

  20. cinquième[sɛ̃.kjɛm]beşinci

    C'est le cinquième étage.Bu beşinci kat.

  21. rose[ʁoz]pembe

    La robe est rose.Elbise pembe.

  22. la grand-mère[ɡʁɑ̃.mɛʁ]büyükanne

    J'aime ma grand-mère.Büyükannemi seviyorum.

  23. le beurre[bœʁ]tereyağı

    J'aime le beurre.Tereyağını severim.

  24. la tomate[tɔ.mat]domates

    J'ai acheté des tomates.Domates aldım.

  25. le concert[kɔ̃.sɛʁ]konser

    J'ai assisté à un concert.Bir konsere katıldım.

  26. la routine[ʁu.tin]rutini

    J'ai une routine matinale.Sabah rutini var.

  27. les vacances[va.kɑ̃s]tatil

    Je suis en vacances.Tatildeyim.

  28. le gâteau[ɡɑ.to]pasta

    J'ai mangé un gâteau.Bir pasta yedim.

  29. le festival[fɛs.ti.val]festival

    Il y a un festival de musique.Bir müzik festivali var.

  30. l'horloge[ɔʁ.lɔʒ]saat

    L'horloge est à 10 heures.Saat 10'u gösteriyor.

  31. la tante[tɑ̃t]teyze

    J'ai une tante.Bir teyzem var.

  32. l'oignon[ɔ.njɔ̃]soğan

    J'ai ajouté de l'oignon.Soğan ekledim.

  33. le chocolat[ʃɔ.kɔ.la]çikolata

    J'aime le chocolat noir.Kara çikolatayı severim.

  34. le shopping[ʃɔ.piŋ]alışveriş

    Je fais du shopping.Alışveriş yapıyorum.

  35. amical[a.mi.kal]dost canlısı

    Il est amical.O dost canlısı.

  36. le pantalon[pɑ̃.ta.lɔ̃]pantolon

    Je porte un pantalon.Pantolon giyiyorum.

  37. le cousin[ku.zɛ̃]kuzen

    J'ai un cousin.Bir kuzenim var.

  38. un graphique[ɡʁa.fik]grafik

    Il a créé un graphique pour montrer les résultats de l'enquête.Anketi sonuçlarını göstermek için bir grafik oluşturdu.

  39. un dialogue[dja.lɔɡ]diyalog

    Le dialogue entre les deux personnages est très intéressant.İki karakter arasındaki diyalog çok ilginç.

  40. trente[tʁɑ̃t]otuz

    Il a trente ans.Otuz yaşında.

  41. sale[sal]kirli

    Mes vêtements sont sales.Giysilerim kirli.

  42. un adolescent[adɔ.lɛ.sɑ̃]genç

    Il est un adolescent.O bir genç.

  43. se détendre[sə de.tɑ̃dʁ]rahatlamak

    Je me détends en écoutant de la musique.Müzik dinleyerek rahatlıyorum.

  44. nager[na.ʒe]yüzmek

    J'aime nager en été.Yazın yüzmeyi severim.

  45. une salade[sa.lad]salata

    J'ai mangé une salade pour le déjeuner.Öğle yemeğinde salata yedim.

  46. un chanteur[ʃɑ̃.tœʁ]şarkıcı

    Il est un chanteur célèbre.O ünlü bir şarkıcı.

  47. un grand-père[ɡʁɑ̃.pɛʁ]büyükbaba

    Mon grand-père est un homme gentil.Büyükbabam iyi bir adam.

  48. un vélo[ve.lo]bisiklet

    J'aime faire du vélo.Bisiklet sürmeyi seviyorum.

  49. quinze[kɛ̃z]onbeş

    Il a quinze ans.Onbeş yaşında.

  50. une soupe[sup]çorba

    J'ai mangé une soupe chaude.Sıcak bir çorba yedim.

  51. cinquante[sɛ̃.kɑ̃t]elli

    Il a cinquante euros.Elli eurosu var.

  52. une vache[vaʃ]inek

    La vache est dans le champ.İnek tarlada.

  53. un centre commercial[sɑ̃tʁ kɔ.mɛʁ.sjal]alışveriş merkezi

    On va au centre commercial pour faire du shopping.Alışverişe gitmek için alışveriş merkezine gidiyoruz.

  54. le tennis[tɛ.nis]tenis

    J'aime jouer au tennis.Tenis oynamayı seviyorum.

  55. un mètre[mɛtʁ]metre

    Cette table mesure deux mètres de long.Bu masanın uzunluğu iki metredir.

  56. un lion[ljɔ̃]aslan

    Le lion est un animal dangereux.Aslan tehlikeli bir hayvandır.

  57. affamé[a.fa.me]aç

    J'ai faim.Açım.

  58. une orange[ɔ.ʁɑ̃ʒ]portakal

    Je voudrais une orange.Bir portakal istiyorum.

  59. une petite amie[pə.tit a.mi]kız arkadaş

    Elle a une petite amie.Bir kız arkadaşı var.

  60. un menu[mœ.ny]menü

    J'ai regardé le menu.Menüyü inceledim.

  61. douze[duz]oniki

    Il a douze ans.Oniki yaşında.

  62. une douche[duʃ]duş

    J'ai pris une douche.Duş aldım.

  63. une souris[su.ʁi]fare

    J'ai vu une souris dans la cuisine.Mutfakta bir fare gördüm.

  64. une actrice[ak.tʁis]oyuncu

    Elle est une actrice célèbre.O ünlü bir oyuncu.

  65. la cuisine[kɥi.zin]mutfak

    J'aime la cuisine.Yemek pişirmeyi seviyorum.

  66. un piano[pja.no]piyano

    Il joue du piano.Piyano çalıyor.

  67. cher[ʃɛʁ]sevgili

    Mon cher ami, je suis content de te voir.Sevgili arkadaşım, seni görmekten mutluyum.

  68. minuit[mi.nɥi]gece yarısı

    Il est minuit.Gece yarısı.

  69. un cochon[kɔ.ʃɔ̃]domuz

    Le cochon est dans la boue.Domuz çamurda.

  70. un serpent[sɛʁ.pɑ̃]yılan

    Le serpent est venimeux.Yılan zehirli.

  71. la marche[la maʁʃ]yürüyüş

    J'aime faire une longue marche dans le parc.Parkta uzun yürüyüş yapmayı seviyorum.

  72. un jean[œ̃ ʒɑ̃]kot pantolon

    Il porte un jean bleu.Mavi kot pantolon giyiyor.

  73. un t-shirt[œ̃ tiʃɛʁt]T-shirt

    Elle porte un t-shirt blanc.Beyaz bir tişört giyiyor.

  74. un petit ami[œ̃ pəti t‿ami]erkek arkadaş

    Elle a un petit ami.Erkek arkadaşı var.

  75. un stylo[œ̃ stilo]kalem

    Donnez-moi un stylo, s'il vous plaît.Lütfen bana bir kalem ver.

  76. un sandwich[œ̃ sɑ̃dwiʃ]sandviç

    J'ai mangé un sandwich pour le déjeuner.Öğle yemeğinde bir sandviç yedim.

  77. un danseur[œ̃ dɑ̃sœʁ]dansçı

    C'est un danseur professionnel.O profesyonel bir dansçı.

  78. une jupe[yn ʒyp]etek

    Elle porte une jupe rouge.Kırmızı bir etek giyiyor.

  79. quarante[kaʁɑ̃t]kırk

    Il a quarante ans.O kırk yaşında.

  80. un bain[œ̃ bɛ̃]banyo

    Je vais prendre un bain chaud.Sıcak bir banyo yapacağım.

  81. une guitare[yn gitɑʁ]gitar

    Elle joue de la guitare.Gitar çalıyor.

  82. violet[vjɔlɛ]mor

    La robe est violette.Elbise mor.

  83. une salle de sport[yn sal də spɔʁ]spor salonu

    J'aime aller à la salle de sport.Spor salonuna gitmeyi seviyorum.

  84. les toilettes[le twalɛt]tuvalet

    Où sont les toilettes, s'il vous plaît?Lütfen tuvalet nerede?

  85. un courrier[œ̃ kuʁje]posta

    J'ai reçu un courrier aujourd'hui.Bugün posta aldım.

  86. une brebis[yn bʁəbi]koyun

    Il y a des brebis dans le champ.Tarlada koyunlar var.

  87. épeler[eplɛ]hecelemek

    Pouvez-vous épeler votre nom?Lütfen adınızı heceleyebilir misiniz?

  88. onze[ɔ̃z]onbir

    Il a onze ans.Onbir yaşında.

  89. un examen[œ̃ egzamen]sınav

    J'ai un examen demain.Yarın sınavım var.

  90. en haut[ɑ̃ o]yukarı

    La chambre est en haut.Oda yukarıda.

  91. la natation[la natasjɔ̃]yüzme

    J'aime la natation.Yüzmeyi seviyorum.

  92. un éléphant[œ̃ elefɑ̃]fil

    L'éléphant est un animal très grand.Fil çok büyük bir hayvandır.

  93. un crayon[œ̃ krɛjɔ̃]kalem

    J'ai besoin d'un crayon pour écrire.Yazmak için bir kaleme ihtiyacım var.

  94. un policier[œ̃ pɔlisje]polis memuru

    Le policier a arrêté le voleur.Polis memuru hırsızı yakaladı.

  95. un supermarché[œ̃ sypeʁmaʁʃe]süpermarket

    Je vais au supermarché pour faire les courses.Alışveriş yapmak için süpermarkete gidiyorum.

  96. une carotte[yn kaʁɔt]havuç

    La carotte est orange.Havuç turuncu.

  97. une banane[yn banan]muz

    La banane est jaune.Muz sarı.

  98. un pull[œ̃ pyl]kazak

    J'ai acheté un pull en laine pour l'hiver.Kış için yün bir kazak aldım.

  99. les devoirs[le d(ə)vwaʁ]ödevler

    J'ai beaucoup de devoirs à faire ce soir.Bu akşam yapmam gereken çok ödevim var.

  100. ennuyeux[ɑ̃nɥije]sıkıcı

    Ce film est tellement ennuyeux.Bu film çok sıkıcı.

701–800quatre-vingts, soixante, un passe-temps, un paragraphe, au revoir, à bientôt, un dictionnaire, un blog …
  1. quatre-vingts[katʁə vɛ̃]seksen

    Il y a quatre-vingts personnes dans la salle.Salonda seksen kişi var.

  2. soixante[swasɑ̃t]altmış

    Je travaille soixante heures par semaine.Haftada altmış saat çalışıyorum.

  3. un passe-temps[œ̃ pas tɑ̃]hobiler

    Mon passe-temps préféré est la lecture.En sevdiğim hobim okumaktır.

  4. un paragraphe[œ̃ paʁaɡʁaf]bir paragraf

    Ce paragraphe est très important pour comprendre le texte.Bu paragraf metni anlamak için çok önemli.

  5. au revoir[o ʁəvwaʁ]güle güle

    Au revoir, à demain!Güle güle, yarın görüşürüz!

  6. à bientôt[a bjɛ̃.to]yakında görüşürüz

    À bientôt, et bon voyage !Yakında görüşürüz, iyi yolculuklar!

  7. un dictionnaire[œ̃ diksjɔnɛʁ]sözlük

    J'ai besoin d'un dictionnaire pour traduire ce mot.Bu kelimeyi çevirmek için bir sözlüğe ihtiyacım var.

  8. un blog[œ̃ blɔɡ]blog

    J'ai un blog sur la cuisine.Yemek üzerine bir blogum var.

  9. un DVD[œ̃ de ve de]DVD

    J'ai acheté un DVD de ce film.Bu filmin DVD'sini aldım.

  10. samedi[samdi]cumartesi

    J'ai rendez-vous samedi.Cumartesi randevum var.

  11. février[fevʁije]şubat

    Février est le deuxième mois de l'année.Şubat yılın ikinci ayıdır.

  12. octobre[ɔktɔbʁ]ekim

    Octobre est le dixième mois de l'année.Ekim yılın onuncu ayıdır.

  13. délicieux[deliˈsjø]lezzetli

    Ce gâteau est délicieux.Bu pasta lezzetli.

  14. septembre[sɛptɑ̃bʁ]eylül

    Septembre est le neuvième mois de l'année.Eylül yılın dokuzuncu ayıdır.

  15. soif[swaf]susuzluk

    J'ai soif.Susadım.

  16. juillet[ʒɥije]temmuz

    Juillet est le septième mois de l'année.Temmuz yılın yedinci ayıdır.

  17. avril[avʁil]Nisan

    Avril est le quatrième mois de l'année.Nisan yılın dördüncü ayıdır.

  18. un passeport[œ̃ paspɔʁ]pasaport

    J'ai besoin d'un passeport pour voyager.Seyahat etmek için bir pasaportuma ihtiyacım var.

  19. un grand-parent[œ̃ ɡʁɑ̃ pɑʁɑ̃]büyük ebeveyn

    J'ai beaucoup d'amour pour mes grands-parents.Büyük ebeveynlerime çok düşkünüm.

  20. vendredi[vɑ̃dʁədi]cuma

    Vendredi est le cinquième jour de la semaine.Cuma haftanın beşinci günüdür.

  21. la géographie[la ʒeoɡʁafi]coğrafya

    J'aime beaucoup la géographie.Coğrafyayı çok seviyorum.

  22. dix-huit[disɥit]on sekiz

    J'ai dix-huit ans.On sekiz yaşındayım.

  23. décembre[desɑ̃bʁ]aralık

    Décembre est le douzième mois de l'année.Aralık yılın on ikinci ayıdır.

  24. blond[blɔ̃]sarışın

    Elle a les cheveux blonds.Sarı saçlı.

  25. dix-neuf[disnœf]on dokuz

    J'ai dix-neuf ans.On dokuz yaşındayım.

  26. dimanche[dimɑ̃ʃ]pazar

    Dimanche est le premier jour de la semaine.Pazar haftanın ilk günüdür.

  27. un serveur[œ̃ sɛʁvœʁ]garson

    Le serveur nous a apporté le menu.Garson bize menüyü getirdi.

  28. treize[tʁɛz]on üç

    J'ai treize ans.On üç yaşındayım.

  29. dix-sept[dis.sɛt]on yedi

    Il a dix-sept ans.On yedi yaşında.

  30. jeudi[ʒødi]perşembe

    Je vais au cinéma jeudi.Perşembe sinemaya gidiyorum.

  31. novembre[nɔvɑ̃bʁ]kasım

    Il fait froid en novembre.Kasım ayında hava soğuk olur.

  32. un taxi[tɑksi]bir taksi

    Prenez un taxi pour aller à l'aéroport.Havaalanına gitmek için bir taksi alın.

  33. soixante-dix[swa.sɑ̃t.dis]yetmiş

    Il a soixante-dix ans.Yetmiş yaşında.

  34. un CD[se.de]bir CD

    J'ai acheté un CD de musique.Bir müzik CD'si aldım.

  35. janvier[ʒɑ̃vje]ocak

    Il neige en janvier.Ocak ayında kar yağar.

  36. mercredi[mɛʁkrədi]çarşamba

    Je travaille le mercredi.Çarşamba çalışıyorum.

  37. l'orthographe[ɔʁ.tɔ.ɡʁaf]heceleme

    L'orthographe est importante.Heceleme önemlidir.

  38. l'euro[ø.ʁo]avro

    Le prix est en euros.Fiyat avro cinsinden.

  39. un parapluie[pa.ʁa.plyi]bir şemsiye

    Prenez un parapluie, il va pleuvoir.Bir şemsiye alın, yağmur yağacak.

  40. lundi[lœ̃di]pazartesi

    J'ai rendez-vous lundi.Pazartesi randevum var.

  41. un site web[sit wɛb]bir web sitesi

    Visitez notre site web pour plus d'informations.Daha fazla bilgi için web sitemizi ziyaret edin.

  42. mardi[maʁdi]salı

    Je vais au marché mardi.Salı pazara gidiyorum.

  43. quatre-vingt-dix[katʁ.vɛ̃.dis]doksan

    Il a quatre-vingt-dix ans.Doksan yaşında.

  44. juin[ʒœ̃]haziran

    Il fait chaud en juin.Haziran ayında hava sıcak olur.

  45. quatorze[katɔʁz]ondört

    J'ai quatorze ans.Ondört yaşındayım.

  46. un courriel[kuʁ.jɛl]bir e-posta

    Envoyez-moi un courriel.Bana bir e-posta gönderin.

  47. août[u]ağustos

    Il fait beau en août.Ağustos ayında hava güzel olur.

  48. une facture[fak.tyʁ]bir fatura

    J'ai reçu une facture.Bir fatura aldım.

  49. un centime[sɑ̃.tim]bir kuruş

    Je n'ai que quelques centimes.Sadece birkaç kuruşum var.

  50. seize[sɛz]on altı

    Il a seize ans.On altı yaşında.

  51. retour[ʁətuʁ]dönüş

    Je suis de retour à la maison.Eve döndüm.

  52. dernier[dɛʁnje]son

    C'est le dernier jour de l'année.Yılın son günü bu.

  53. avoir besoin de[avwaʁ bəzwɛ̃ də]ihtiyaç duymak

    J'ai besoin d'aide.Yardıma ihtiyacım var.

  54. l'État[le ta]devlet

    L'État français est une république.Fransız devleti bir cumhuriyettir.

  55. pendant que[pɑ̃dɑ̃ kə]iken

    Pendant que je travaille, il dort.Ben çalışırken o uyuyor.

  56. le président[lə pʁezidɑ̃]başkan

    Le président de la France est élu.Fransa Cumhurbaşkanı seçilir.

  57. sembler[sɑ̃ble]görünmek

    Il semble fatigué.Yorgun görünüyor.

  58. pourrait[purɛ]olabilir

    Il pourrait venir demain.Yarın gelebilir.

  59. cas[ka]vaka

    C'est un cas difficile.Bu zor bir vaka.

  60. système[sisteːm]sistem

    Le système scolaire français est complexe.Fransız eğitim sistemi karmaşıktır.

  61. pour cent[puʁ sɑ̃]yüzde

    Dix pour cent des étudiants sont absents.Öğrencilerin yüzde on'u yok.

  62. nombre[nɔ̃bʁ]sayı

    Le nombre d'élèves est élevé.Öğrenci sayısı yüksek.

  63. le gouvernement[lə guvɛʁnəmɑ̃]hükümet

    Le gouvernement a annoncé de nouvelles mesures.Hükümet yeni önlemler açıkladı.

  64. tenir[təniʁ]tutmak

    Je tiens un livre.Bir kitap tutuyorum.

  65. la guerre[la ɡɛʁ]savaş

    La guerre a causé de nombreux morts.Savaş birçok ölüme neden oldu.

  66. national[nasjɔ.nal]ulusal

    C'est un événement national important.Bu önemli bir ulusal etkinlik.

  67. le livre[lə livʁ]kitap

    J'aime lire des livres.Kitap okumayı severim.

  68. le côté[lə kɔ.te]taraf

    Le côté droit de la rue est plus animé.Sokakın sağ tarafı daha hareketli.

  69. fournir[fuʁ.niʁ]sağlamak

    Le gouvernement fournit des services publics.Hükümet kamu hizmetleri sağlıyor.

  70. le service[lə sɛʁ.vis]hizmet

    J'ai besoin d'un service après-vente.Satış sonrası hizmete ihtiyacım var.

  71. le pouvoir[lə pu.vwaʁ]güç

    Le pouvoir est concentré entre les mains de quelques personnes.Güç birkaç kişinin elinde yoğunlaşmış durumda.

  72. la loi[la lwa]kanun

    La loi est la même pour tous.Yasa herkes için aynı.

  73. continuer[kɔ̃.ti.nɥe]devam etmek

    Je continue mon travail.Çalışmama devam ediyorum.

  74. le moins[lə mwɛ̃]en az

    C'est lui qui travaille le moins.En az çalışan o.

  75. la communauté[la kɔ.my.ni.te]toplum

    La communauté s'est rassemblée pour aider les victimes.Toplum, mağdurlara yardım etmek için bir araya geldi.

  76. diriger[di.ri.ʒe]yönlendirmek

    Elle dirige une équipe de professionnels.O, bir profesyonel ekibini yönetiyor.

  77. l'enfant[lɑ̃.fɑ̃]çocuk

    L'enfant a besoin de son père.Çocuk babasına ihtiyaç duyuyor.

  78. public[py.blik]kamusal

    C'est un lieu public.Bu kamuya açık bir yer.

  79. social[sɔ.sjal]sosyal

    Il est très social.O çok sosyal.

  80. permettre[pɛʁ.mɛtʁ]izin vermek

    Les parents ne lui permettent pas de sortir seul.Ebeveynleri onun tek başına dışarı çıkmasına izin vermiyor.

  81. le niveau[lə ni.vo]seviye

    Son niveau est très difficile.Son seviye çok zor.

  82. sûr[syʁ]emin

    Je suis sûr de moi.Kendimden eminim.

  83. bas[ba]düşük

    Le prix est bas.Fiyat düşük.

  84. offrir[ɔ.fʁiʁ]teklif etmek

    Je t'offre un cadeau.Sana bir hediye veriyorum.

  85. la recherche[la ʁə.ʃɛʁʃ]araştırma

    La recherche médicale progresse.Tıp araştırmaları ilerliyor.

  86. le mec[lə mɛk]adam

    C'est un mec sympa.Bu hoş bir adam.

  87. capable[ka.pabl]yetenekli

    Il est capable de tout.O her şeye muktedir.

  88. le processus[lə pʁɔ.sɛ.sys]süreç

    Le processus de fabrication est complexe.Üretim süreci karmaşık.

  89. apparaître[a.pa.ʁɛtʁ]görünmek

    L'étoile est soudainement apparue dans le ciel.Yıldız aniden gökyüzünde belirdi.

  90. considérer[kɔ̃.si.de.ʁe]düşünmek

    J'ai considéré toutes les options.Tüm seçenekleri düşündüm.

  91. l'éducation[le.dy.ka.sjɔ̃]eğitim

    L'éducation est essentielle.Eğitim çok önemli.

  92. l'humain[lymɛ̃]insan

    L'humain est un animal social.İnsan sosyal bir hayvandır.

  93. s'attendre à[sɑtɑ̃dʁ a]beklemek

    Je m'attends à ce qu'il pleuve.Yağmur yağacağını bekliyorum.

  94. servir[sɛʁviʁ]hizmet etmek

    Il sert le café.Kahveyi servis ediyor.

  95. la mort[la mɔʁ]ölüm

    La mort est inévitable.Ölüm kaçınılmazdır.

  96. l'expérience[lekspɛʁjɑ̃s]deneyim

    J'ai beaucoup d'expérience dans ce domaine.Bu alanda çok deneyimim var.

  97. tuer[tɥe]öldürmek

    Il a tué son ennemi.Düşmanını öldürdü.

  98. atteindre[atɛ̃dʁ]ulaşmak

    J'ai atteint mon but.Hedefime ulaştım.

  99. l'effet[lefɛ]etki

    Ce médicament a un effet positif.Bu ilacın olumlu bir etkisi var.

  100. suggérer[syʒere]önermek

    Je te suggère de faire un tour.Sana gezinti yapmanı öneriyorum.

801–900contrôler, élever, majeur, eux-mêmes, le champ, le rôle, mieux, le leader …
  1. contrôler[kɔ̃tʁole]kontrol etmek

    Il contrôle la situation.Durumu kontrol ediyor.

  2. élever[elve]yükseltmek

    Ils élèvent leurs enfants avec amour.Çocuklarını sevgiyle yetiştiriyorlar.

  3. majeur[lə maʒœʁ]büyük

    C'est un problème majeur.Bu büyük bir sorun.

  4. eux-mêmes[øks mɛm]kendileri

    Ils ont fait le travail eux-mêmes.Çalışmayı kendileri yaptılar.

  5. le champ[lə ʃɑ̃]alan

    Il travaille dans le champ.Tarlada çalışıyor.

  6. le rôle[lə rɔl]rol

    Il joue un rôle important dans ce film.Bu filmde önemli bir rol oynuyor.

  7. mieux[mjø]daha iyi

    C'est mieux de manger des fruits et des légumes.Meyve ve sebze yemek daha iyidir.

  8. le leader[lə lidɛʁ]lider

    Le leader du groupe est très charismatique.Grubun lideri çok karizmatik.

  9. la lumière[la ly.mjeʁ]ışık

    La lumière du soleil est belle.Güneş ışığı güzel.

  10. tout[tu]tüm

    Il a mangé tout le gâteau.Tüm pastayı yedi.

  11. la voix[la vwa]ses

    Sa voix est douce.Sesi yumuşak.

  12. le cœur[lə kœʁ]kalp

    Il a le cœur lourd.Kalbi ağır.

  13. le soin[lə swɛ̃]özen

    Prendre soin de ses parents est important.Ebeveynlerine özen göstermek önemli.

  14. l'esprit[lɛ.spʁi]zihin

    Il a l'esprit vif.Zihni keskin.

  15. la drogue[la dʁɔɡ]uyuşturucu

    La drogue est illégale.Uyuşturucu yasa dışı.

  16. tirer[ti.ʁe]çekmek

    Il a tiré la porte.Kapıyı çekti.

  17. la décision[la de.si.zjɔ̃]karar

    Il a pris une décision difficile.Zor bir karar verdi.

  18. développer[de.və.lɔ.pe]geliştirmek

    Il a développé son entreprise.İşini geliştirdi.

  19. la vue[la vy]görüş

    La vue de la montagne est magnifique.Dağın görünümü muhteşem.

  20. libre[libʁ]özgür

    Il est libre aujourd'hui.Bugün özgür.

  21. la conduite[la kɔ̃.dɥit]sürüş

    La conduite est dangereuse sur cette route.Bu yolda sürüş tehlikeli.

  22. le département[lə de.paʁ.tə.mɑ̃]departman

    Il travaille au département des ventes.Satış departmanında çalışıyor.

  23. la relation[la ʁə.la.sjɔ̃]ilişki

    Il a une bonne relation avec ses collègues.Meslektaşlarıyla iyi bir ilişkisi var.

  24. recevoir[ʁə.sə.vwaʁ]almak

    Il a reçu un cadeau.Bir hediye aldı.

  25. la société[la so.sje.te]toplum

    La société est en pleine évolution.Toplum hızla değişiyor.

  26. l'église[le.ɡliz]kilise

    Il va à l'église tous les dimanches.Her pazar kiliseye gider.

  27. international[ɛ̃.tɛʁ.na.sjɔ.nal]uluslararası

    C'est une organisation internationale.Bu uluslararası bir örgüt.

  28. la position[la pɔ.zi.sjɔ̃]pozisyon

    Quelle est votre position sur ce sujet?Bu konuda pozisyonunuz nedir?

  29. le directeur[lə di.ʁɛk.tœʁ]yönetici

    Le directeur de l'entreprise est très compétent.Şirketin yöneticisi çok yetenekli.

  30. la question[la kɛs.tjɔ̃]mesele

    C'est une question importante.Bu önemli bir mesele.

  31. le dossier[lə dɔ.sje]dosya

    J'ai trouvé le dossier dans le tiroir.Dosyayı çekmecede buldum.

  32. la saison[sa.zɔ̃]mevsim

    La saison des pluies est arrivée.Yağmur mevsimi geldi.

  33. le soutien[su.tjɛ̃]destek

    Il a besoin de soutien.Desteğe ihtiyacı var.

  34. le couple[kupl]çift

    Ce couple est marié depuis 10 ans.Bu çift 10 yıldır evli.

  35. produire[pʁɔ.dyiʁ]üretmek

    Cette usine produit des voitures.Bu fabrika araba üretiyor.

  36. le site[sit]site

    Le site web est en construction.Web sitesi inşa halinde.

  37. frapper[fʁa.pe]vurmak

    Il a frappé la porte.Kapıyı vurdu.

  38. l'industrie[ɛ̃.dy.stʁi]sanayi

    L'industrie automobile est en difficulté.Otomotiv sanayisi zor durumda.

  39. la figure[fi.ɡyʁ]şekil

    La figure géométrique est un carré.Geometrik şekil kare.

  40. clair[klɛʁ]açık

    Le ciel est clair.Gökyüzü açık.

  41. couvrir[ku.vʁiʁ]örtmek

    Le toit couvre la maison.Çatı evi örter.

  42. récent[re.sɑ̃]son

    Il a un travail récent.Son bir işte çalışıyor.

  43. les données[do.ne]veriler

    Les données montrent une augmentation.Veriler bir artış gösteriyor.

  44. le pétrole[pɛ.tʁɔl]petrol

    Le prix du pétrole a augmenté.Petrol fiyatı arttı.

  45. général[ʒe.ne.ʁal]genel

    L'opinion générale est positive.Genel görüş olumlu.

  46. attraper[a.tʁa.pe]yakalamak

    Il a attrapé le ballon.Topu yakaladı.

  47. l'étape[e.tap]aşaması

    C'est la première étape.Bu ilk aşama.

  48. l'attention[a.tɑ̃.sjɔ̃]dikkat

    Il a attiré l'attention sur le problème.Soruna dikkat çekti.

  49. la technologie[tɛk.nɔ.lɔ.ʒi]teknoloji

    La technologie évolue rapidement.Teknoloji hızla gelişiyor.

  50. l'organisation[ɔʁ.ɡa.ni.za.sjɔ̃]organizasyon

    L'organisation de l'événement est parfaite.Etkinliğin organizasyonu mükemmel.

  51. la source[surs]kaynak

    La source d'information est fiable.Bilgi kaynağı güvenilir.

  52. la cause[koz]nedeni

    La cause du conflit est complexe.Çatışmanın nedeni karmaşık.

  53. la preuve[pʁœv]kanıt

    Il n'y a aucune preuve.Hiçbir kanıt yok.

  54. le siècle[sje.kl]yüzyıl

    Le XXe siècle a été marqué par la guerre.20. yüzyıl savaşla damgalanmıştır.

  55. la chance[ʃɑ̃s]şans

    J'ai eu la chance de gagner.Kazanacak kadar şanslıydım.

  56. se rendre compte[sə ʁɑ̃dʁ kɔ̃pt]farkına varmak

    Je me suis rendu compte que j'avais oublié mon téléphone.Telefonumu unuttuğumu fark ettim.

  57. condition[kɔ̃disjɔ̃]koşul

    Il est en bonne condition physique.Fiziksel kondisyonu iyi.

  58. probable[pʁɔbabl]muhtemel

    Il est probable qu'il pleuvra demain.Yarın yağmur yağması muhtemel.

  59. opportunité[ɔpɔʁtynite]fırsat

    Cette opportunité est unique.Bu fırsat eşsiz.

  60. choix[ʃwa]seçim

    Tu as le choix entre deux plats.İki yemek seçeneğin var.

  61. seul[sœl]tek

    Il est arrivé seul.Tek başına geldi.

  62. le patient[pasjɑ̃]hasta

    Le patient a besoin de repos.Hastanın dinlenmeye ihtiyacı var.

  63. terme[tɛʁm]terim

    Ce terme est difficile à comprendre.Bu terimi anlamak zor.

  64. matériel[matɛʁjɛl]malzeme

    Le matériel est arrivé à temps.Malzeme zamanında geldi.

  65. plante[plɑ̃t]bitki

    J'ai planté des tomates dans mon jardin.Bahçemde domates ektim.

  66. énergie[enɛʁʒi]enerji

    Il faut économiser l'énergie.Enerji tasarrufu yapmak gerekiyor.

  67. population[pɔpylasjɔ̃]nüfus

    La population de la ville est en hausse.Şehrin nüfusu artıyor.

  68. feu[fø]ateş

    Il y a eu un incendie dans la forêt.Ormanda yangın çıktı.

  69. impliquer[ɛ̃plike]içermek

    Ce projet implique de nombreux partenaires.Bu proje birçok ortağı içeriyor.

  70. augmenter[oɡmɑ̃te]artırmak

    Les prix ont augmenté ces derniers mois.Son aylarda fiyatlar arttı.

  71. futur[fytyʁ]gelecek

    L'avenir est incertain.Gelecek belirsiz.

  72. médical[medikal]tıbbi

    Il a besoin de soins médicaux.Tıbbi bakıma ihtiyacı var.

  73. conseil d'administration[kɔ̃sɛj d‿administʁasjɔ̃]yönetim kurulu

    Le conseil d'administration a approuvé le projet.Yönetim kurulu projeyi onayladı.

  74. accord[akɔʁ]anlaşma

    Ils ont conclu un accord.Bir anlaşma yaptılar.

  75. repose[ʁəpɔz]dinlenme

    Il a besoin de repos.Dinlenmeye ihtiyacı var.

  76. combat[kɔ̃ba]kavga

    Le combat a duré plusieurs heures.Kavga birkaç saat sürdü.

  77. jeter[ʒəte]fırlatmak

    J'ai jeté la balle.Topu fırlattım.

  78. officier[ɔfisje]memur

    L'officier a arrêté le suspect.Memur şüpheliyi tutukladı.

  79. sommet[sɔmɛ]zirve

    Il est arrivé au sommet de la montagne.Dağın zirvesine ulaştı.

  80. auteur[otœʁ]yazar

    L'auteur de ce livre est très connu.Bu kitabın yazarı çok ünlü.

  81. but[by]hedef

    Son but était magnifique.Son gol muhteşemdi.

  82. comportement[kɔ̃pɔʁtmɑ̃]davranış

    Son comportement est inacceptable.Davranışı kabul edilemez.

  83. une goutte[yn ɡut]damla

    La goutte d'eau a fait déborder le vase.Su damlası bardağı taşırdı.

  84. la nature[la natyʁ]doğa

    La nature est magnifique.Doğa muhteşem.

  85. pousser[puse]itmek

    Pousser la porte.Kapıyı it.

  86. se concentrer[sə kɔ̃sɑ̃tʁe]odaklanmak

    Il faut se concentrer sur l'objectif.Hedefe odaklanmalısın.

  87. réduire[ʁedyiʁ]azaltmak

    Réduire les coûts.Maliyetleri azaltmak.

  88. un milliard[œ̃ miljaʁ]milyar

    Il a gagné un milliard d'euros.Bir milyar euro kazandı.

  89. le sang[lə sɑ̃]kan

    Le sang est rouge.Kan kırmızıdır.

  90. entrer[ɑ̃tʁe]girmek

    Entrer dans la pièce.Odaya gir.

  91. une série[yn seʁi]dizi

    J'aime regarder cette série.Bu diziyi izlemeyi seviyorum.

  92. la course[la kuʁs]yarış

    La course à pied est un bon exercice.Koşu iyi bir egzersizdir.

  93. mort[mɔʁ]ölü

    Il est mort.O öldü.

  94. agir[aʒiʁ]hareket etmek

    Il faut agir rapidement.Hızlı hareket etmek gerekiyor.

  95. monter[mɔ̃te]çıkmak

    Monter les escaliers.Merdivenleri çık.

  96. sauver[sove]kurtarmak

    Il a sauvé la vie de son ami.Arkadaşının hayatını kurtardı.

  97. le facteur[lə faktœʁ]faktör

    Le facteur est un facteur important.Faktör önemli bir faktördür.

  98. protéger[pʁɔteʒe]korumak

    Protéger l'environnement.Çevreyi korumak.

  99. la taille[la taj]boyut

    Quelle est la taille de la table?Masanın boyutu ne?

  100. la qualité[la kalite]kalite

    La qualité du produit est excellente.Ürünün kalitesi mükemmel.

901–1000accepter, le signe, attaquer, l'individu, la pensée, la scène, identifier, la quantité …
  1. accepter[aksepte]kabul etmek

    J'accepte votre proposition.Teklifinizi kabul ediyorum.

  2. le signe[lə siɲ]işaret

    C'est un bon signe.Bu iyi bir işaret.

  3. attaquer[atake]saldırmak

    Ils ont attaqué la ville.Şehre saldırdılar.

  4. l'individu[lɛ̃dividy]birey

    Chaque individu est unique.Her birey benzersizdir.

  5. la pensée[la pɑ̃se]düşünce

    La pensée est un processus complexe.Düşünce karmaşık bir süreçtir.

  6. la scène[la sen]sahne

    La scène est prête pour le spectacle.Sahne gösteri için hazır.

  7. identifier[idɑ̃tifje]tanımak

    Identifier le problème.Sorunu tanımak.

  8. la quantité[la kɑ̃tite]miktar

    La quantité de nourriture est suffisante.Yiyecek miktarı yeterli.

  9. se disputer[sə dispyte]tartışmak

    Ils se disputent tout le temps.Onlar her zaman tartışıyorlar.

  10. reconnaître[ʁəkɔnɛtʁ]tanımak

    Je reconnais cette chanson.Bu şarkıyı tanıyorum.

  11. un degré[dɛɡʁe]derece

    Le professeur a obtenu son diplôme de médecine.Profesör tıp diplomasını aldı.

  12. simple[sɛ̃pl]basit

    C'est une solution simple à ce problème.Bu soruna basit bir çözüm.

  13. la capacité[kapasite]yetenek

    Il a la capacité de parler trois langues.Üç dil konuşma yeteneğine sahip.

  14. la maladie[maladi]hastalık

    Il a contracté une maladie grave.Ciddi bir hastalığa yakalandı.

  15. la région[reʒjɔ̃]bölge

    La région parisienne est très touristique.Paris bölgesi çok turistiktir.

  16. la formation[fɔʁmasjɔ̃]eğitim

    Il a suivi une formation en informatique.Bilgisayar eğitimi aldı.

  17. échouer[eʃwe]başarısız olmak

    Il a échoué à l'examen.Sınavda başarısız oldu.

  18. le bénéfice[beneˈfis]fayda

    Le bénéfice de cette entreprise est en hausse.Bu şirketin karı artıyor.

  19. le caractère[kaʁaktɛʁ]karakter

    Il a un caractère fort.Güçlü bir karakteri var.

  20. l'armée[arme]ordu

    L'armée française est très puissante.Fransız ordusu çok güçlü.

  21. présent[pʁeze]mevcut

    Le problème est présent dans notre société.Sorun toplumumuzda mevcut.

  22. le crime[kʁim]suç

    Le crime organisé est un problème mondial.Organize suç küresel bir problem.

  23. la photographie[fotoɡʁafi]fotoğraf

    Il a pris une photographie de la tour Eiffel.Eyfel Kulesi'nin fotoğrafını çekti.

  24. en avant[ɑ̃ navɑ̃]ileri

    Allez en avant, n'abandonnez pas.İleri git, vazgeçme.

  25. une sorte[sɔʁt]tür

    Il y a une sorte de mystère dans cette affaire.Bu işte bir tür gizem var.

  26. le genre[ʒɑ̃ʁ]tür

    Quel genre de musique aimez-vous ?Ne tür müzik dinlersin?

  27. la connaissance[kɔnɛsɑ̃s]bilgi

    Il a une grande connaissance de l'histoire.Tarih hakkında geniş bir bilgiye sahip.

  28. la stratégie[strateʒi]strateji

    Il a élaboré une stratégie pour réussir.Başarılı olmak için bir strateji geliştirdi.

  29. le fusil[fyzi]tüfek

    Il a pointé son fusil sur la cible.Hedefi tüfeğiyle nişan aldı.

  30. un environnement[ɑ̃virɔnˈmɑ̃]çevre

    Il faut protéger l'environnement.Çevreyi korumamız gerekiyor.

  31. l'avocat[avoka]avukat

    L'avocat a plaidé pour son client.Avukat müvekkili için savunma yaptı.

  32. le responsable[rɛspɔ̃sabl]yönetici

    Le responsable de l'équipe est très compétent.Ekibin yöneticisi çok yetenekli.

  33. enlever[ɑ̃lve]kaldırmak

    Il a enlevé ses chaussures.Ayakkabılarını çıkardı.

  34. le réseau[rezo]ağ

    Il a un vaste réseau de contacts.Geniş bir bağlantı ağına sahip.

  35. le rocher[ʁɔʃe]kaya

    Il y a un rocher sur la plage.Plajda bir kaya var.

  36. un siège[sjez]koltuk

    Je me suis assis sur un siège.Bir koltuğa oturdum.

  37. un expert[ɛks.pɛʁ]uzman

    C'est un expert en informatique.O bilgisayar uzmanıdır.

  38. éviter[evite]kaçınmak

    J'évite de manger trop de sucre.Çok fazla şeker yememeye çalışıyorum.

  39. la mémoire[me.mwaʁ]hafıza

    J'ai une bonne mémoire.Güzel bir hafızam var.

  40. répondre[ʁe.pɔ̃dʁ]cevaplamak

    J'ai répondu à sa question.Soruyu cevapladım.

  41. physique[fi.zik]fiziksel

    J'ai une activité physique.Fiziksel olarak aktifim.

  42. contenir[kɔ̃.tə.niʁ]içermek

    Ce sac contient des livres.Bu çanta kitap içeriyor.

  43. la paix[pɛ]barış

    Je souhaite la paix dans le monde.Dünyada barış istiyorum.

  44. la structure[stʁyk.tyʁ]yapı

    La structure de la maison est solide.Evin yapısı sağlam.

  45. la direction[di.ʁek.sjɔ̃]yön

    Je suis perdu, quelle est la direction ?Kayboldum, yön ne?

  46. sur[syʁ]üzerinde

    Le chat est assis sur la table.Kedi masanın üzerinde oturuyor.

  47. le roi[ʁwa]kral

    Le roi a donné un discours.Kral bir konuşma yaptı.

  48. la cellule[se.lyl]hücre

    Les cellules sont les éléments de base des êtres vivants.Hücreler canlıların temel yapıtaşlarıdır.

  49. particulier[paʁ.ti.ky.lje]özel

    Il a un style particulier.Kendine özgü bir tarzı var.

  50. un employé[ɑ̃.plwa.je]çalışan

    C'est un employé de la banque.O banka çalışanı.

  51. appliquer[a.pli.ke]uygulamak

    J'applique la crème solaire.Güneş kremi uyguluyorum.

  52. secouer[su.ke]sallamak

    J'ai secoué le shaker.Şişeyi salladım.

  53. découvrir[de.ku.vʁiʁ]keşfetmek

    J'ai découvert un nouveau restaurant.Yeni bir restoran keşfettim.

  54. gérer[ʒe.ʁe]yönetmek

    Il gère une entreprise.Bir şirketi yönetiyor.

  55. la douleur[du.lœʁ]ağrı

    J'ai une douleur à la tête.Başım ağrıyor.

  56. l'unité[y.ni.te]birim

    L'unité est importante.Birlik önemlidir.

  57. affecter[a.fɛk.te]etkilemek

    Le changement climatique affecte l'environnement.İklim değişikliği çevreyi etkiliyor.

  58. un peu[œ̃ pø]biraz

    J'ai un peu faim.Biraz acıktım.

  59. à l'intérieur[a lɛ̃.te.ʁjœʁ]içinde

    Il y a un chat à l'intérieur de la maison.Evin içinde bir kedi var.

  60. s'inquiéter[sɛ̃.kje.te]endişelenmek

    Je m'inquiète pour mon examen.Sınavım için endişeleniyorum.

  61. effectuer[e.fek.tɥe]gerçekleştirmek

    J'effectue un paiement.Ödeme yapıyorum.

  62. nécessaire[ne.se.sɛʁ]gerekli

    C'est nécessaire pour le travail.İş için gerekli.

  63. une conférence[yn kɔ̃.fe.ʁɑ̃s]konferans

    La conférence a duré deux jours.Konferans iki gün sürdü.

  64. spécifique[spe.si.fik]özel

    Ce sont des problèmes spécifiques à notre région.Bunlar bölgemize özgü sorunlardır.

  65. un hall[œ̃ al]salon

    Le hall d'entrée est grand.Giriş salonu geniştir.

  66. un poisson[pwa.sɔ̃]balık

    Il a pêché un gros poisson.Büyük bir balık avladı.

  67. mentionner[mɑ̃s.jɔ.ne]bahsetmek

    Il a mentionné son nom.Adını anmıştır.

  68. des ennuis[de.z‿ɑ.nwi]sorun

    Je n'ai pas d'ennuis.Sorunum yok.

  69. le milieu[lə mi.lje]orta

    Le milieu du chemin est dangereux.Yolun ortası tehlikelidir.

  70. le poids[lə pwa]ağırlık

    Le poids de la valise est élevé.Valizin ağırlığı fazla.

  71. un adulte[œ̃n‿adylt]yetişkin

    Il est un adulte responsable.O sorumlu bir yetişkindir.

  72. un rêve[œ̃ ʁɛv]rüya

    J'ai fait un rêve étrange.Garip bir rüya gördüm.

  73. la peur[la pœʁ]korktu

    La peur le paralyse.Korktu onu felç ediyor.

  74. l'obscurité[lɔb.sky.ʁi.te]karanlık

    Il a peur de l'obscurité.Karanlıktan korkuyor.

  75. une méthode[yn me.tɔd]yöntem

    Il a trouvé une nouvelle méthode.Yeni bir yöntem buldu.

  76. lourd[luʁ]ağır

    Ce sac est lourd.Bu çanta ağır.

  77. un soldat[œ̃ sɔl.da]asker

    Le soldat a combattu courageusement.Asker cesurca savaştı.

  78. une épaule[yn e.pol]omuz

    Il a mis sa main sur son épaule.Elini omzuna koydu.

  79. une colline[yn kɔ.lin]tepe

    Ils ont grimpé la colline.Tepeye tırmandılar.

  80. exister[ɛɡ.zis.te]var olmak

    La vie existe partout.Hayat her yerde var.

  81. la mer[la mɛʁ]deniz

    La mer est bleue.Deniz mavi.

  82. le but[lə by]amaç

    Le but de ce voyage est de se détendre.Bu yolculuğun amacı rahatlamaktır.

  83. un motif[œ̃ mɔ.tif]desen

    Ce tissu a un motif floral.Bu kumaşın çiçek deseni var.

  84. un propriétaire[œ̃ pʁɔ.pʁi.je.tɛʁ]sahibi

    Il est le propriétaire de ce bâtiment.O bu binanın sahibidir.

  85. une discussion[yn dis.ky.sjɔ̃]tartışma

    Ils ont eu une discussion animée.Canlı bir tartışmaları oldu.

  86. la peau[la po]deri

    La peau est sensible au soleil.Deri güneşe karşı hassastır.

  87. la chaleur[la ʃa.lœʁ]ısı

    La chaleur est intense.Sıcaklık yoğun.

  88. remarquer[ʁə.mar.ke]fark etmek

    J'ai remarqué qu'il était en retard.Geç kaldığını fark ettim.

  89. battre[batʁ]vurmak

    Il a battu le tambour.Davula vurdu.

  90. un doigt[œ̃ dwa]parmak

    Il a montré la porte du doigt.Parmağıyla kapıyı gösterdi.

  91. un lac[œ̃ lak]göl

    Le lac est calme.Göl sakin.

  92. un souhait[œ̃ swɛ.si]dilek

    Je vous souhaite bonne chance.Size bol şans diliyorum.

  93. une tâche[yn taʃ]görev

    J'ai beaucoup de tâches à faire aujourd'hui.Bugün yapmam gereken çok işim var.

  94. un article[œ̃ aʁtikl]madde

    Cet article est en vente.Bu madde satışta.

  95. un sourire[œ̃ suʁiʁ]gülümseme

    Elle m'a offert un sourire.Bana gülümsedi.

  96. du gaz[dy gaz]gaz

    Il y a une odeur de gaz dans la cuisine.Mutfakta gaz kokusu var.

  97. une piste[yn pist]pist

    Il s'entraîne sur la piste d'athlétisme.Atletizm pistinde antrenman yapıyor.

  98. un public[œ̃ pyblik]seyirci

    Le public a applaudi l'artiste.Seyirci sanatçıya alkışladı.

  99. une dame[yn dam]bayan

    La dame est très élégante.Bayan çok zarif.

  100. empêcher[ɑ̃peʃe]önlemek

    Je ne peux pas empêcher la pluie.Yağmuru önleyemiyorum.

Bu listeyi kelime kartlarıyla öğren

Bu listedeki Fransızca kelimeler nasıl öğrenilir?

Yüz kelime oku, anlamları gizle ve hangilerini zaten bildiğine bak. Sonra kelimeleri yüksek sesle söyle: Fransızcada okuyabildiğin bir kelime, henüz duyunca tanıyabildiğin bir kelime değildir.

Bilmediğin kelimeler ancak onlarla yeniden, anlamlı cümlelerin içinde karşılaşırsan aklında kalır. Lingard’daki başlangıç seviyesi Fransızca hikâyeler tam da böyle kelimelerle yazıldı: bir kelimeye dokun, o cümledeki anlamını görürsün; kaydet, sen öğrenene kadar kısa tekrarlarla geri gelir.

Transkripsiyon en çok Fransızcada işe yarar, çünkü sondaki harfler genellikle okunmaz: beaucoup kelimesindeki p, petit kelimesindeki t, trois kelimesindeki s. Her yeni kelimeyi transkripsiyonuyla birlikte oku.

Listeyle ilgili sorular

Fransızca konuşmak için kaç kelime bilmem gerekiyor?
Bir dilin en sık kullanılan bin kelimesi, sıradan bir metnin yaklaşık dörtte üçünü oluşturur. Bu liste o çekirdeğe yakın, bu yüzden başlamak için doğru yer. Bir filmi takip etmek ya da bir roman okumak için birkaç bin kelime daha gerekir.
Bu Fransızca kelime listesi kullanım sıklığına göre mi sıralı?
Dil öğrenen birinin işine ne kadar yaradığına göre. Liste önce A1, sonra A2 için “En kullanışlı kelimeler” koleksiyonlarını izler: en sık kullanılan kelimeler başta gelir, ardından un vélo ve un sandwich gibi gündelik isimler. Fransızca bir metin derleminde yapılmış ham bir sayım değildir.
İlk bin Fransızca kelimeden sonra ne geliyor?
A2’nin kalanı, ardından B1, B2 ve C1: uygulamadaki aynı koleksiyonlarda toplam yaklaşık 4.300 kelime. Sonra oku: A2 seviyesinde Fransızca bir hikâye bu kelimelerin birlikte nasıl okunduğunu ve kısa olanların nasıl birleştiğini gösterir, l'ami ya da j'ai örneklerindeki gibi.

Diğer diller: En çok kullanılan 1000 İngilizce kelimeEn çok kullanılan 1000 İspanyolca kelimeEn çok kullanılan 1000 Almanca kelime